Çeşitli vesilelerle ve yapılan davetler üzerine Anadolu’nun muhtelif il ve ilçelerine ziyaretler yapıyoruz. Ülke genelinde meydana gelen moral bozucu ve şevk kırıcı olaylara rağmen, Risale-i Nur’un bahadır ve kahraman dâvâ adamlarını hizmet başında görmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bediüzzaman Hazretlerinin “Risale-i Nur kökleşiyor. İnşaallah, onu hiç bir şey koparamayacak, ensal-i âtiyede de devam edip gidecek.” Kastamonu Lâhikası s.161) müjdesini gözlerimizle görüyoruz.

Önceden kararlaştırdığımız üzere 28 Kasım 2014 Cuma günü Adana yolundayız. Esenboğa Hava alanından hareket etmeden önce, son anda yanıma iri cüsseli genç bir adam oturdu. Sol tarafımda ise otuz yaşlarında birisi vardı. Her iki tarafa da hayırlı yolculuklar dileyerek havalandık. Bir müddet sonra sağ tarafıma döndüm “Adana’ya ne kadar zamanda ulaşırız” diye sordum. “Elli veya elli beş dakikayı pek geçmez.” dedi, koltuk arkadaşım. Böylece başlayan sohbetimiz Adana’ya kadar sürdü.

Kırk iki yaşındaki Mikail Bey bir iş adamıydı. Beş arkadaş olarak kurdukları şirkette, iki yüz milyon liralık bir sermaye ile elektrik enerjisi üretim işleriyle uğraşıyorlarmış. Ben de, Yeni Asya Nur cemaati olarak, milletin zayıf düşen imanlarını kuvvetleştirmek için, başta Risale-i Nur ve gazetemiz olarak, yüzlerce neşrettiğimiz kitaplarımızla millete hizmetle meşgul olduğumuzu söyledim. “Hükümetle çatışma halinde olan cemaatle bir bağlantınız var mı?” diye sordu. Hiç bir cihetle bağımızın olmadığını, iman hakikatlerine her kesimden insanın muhtaç olduğunu, doğrudan doğruya iman hakikatlerine hizmet ettiğimizi, siyasi bir görüşümüz olmakla birlikte, aktif anlamda ne siyasette ve ne de bürokraside özel bir çalışma tarzımızın olmadığını anlatmaya çalıştım. Buna memnun olmakla birlikte “Bütün cemaatler bu olumsuz durumdan etkilendiniz. Cemaat denilince, toplumda yanlış bir algı meydana geldi.” dedi. Beş vakit namaz kılan ve sık olarak umreye giden bu inançlı adama “Maalesef dediğin doğru. Bütün cemaatler olarak bu algı bize de sirayet etti.” dedim. Kendisine bir kitap hediye ederek sol tarafıma döndüm ve avukat olan arkadaşla konuşmaya başladık. Beş vakit namazla alâkası olmayan bu gençle biraz konuşarak ona da Hastalar Risalesi kitabını hediye ettim. Zaten bu esnada uçak da Adana’ya inmişti.

Cuma akşamı, Adana hizmet merkezimizin geniş salonu tamamen doluydu. Birlik ve beraberlik ruhunun hâkim olduğu önemli illerimizden biri olan Adanalı dostlarımızla, iki bölüm halinde dersimizi paylaştık. Şevk ve hizmet heyecanı ile dolu bu kalabalığa, giriş kattaki mekânlarından şefkat kahramanları da  katılmışlar. Ders sonunda “Risale-i Nur Mesleğinden Ölçüler ” kitabımız başta olarak, diğerleriyle birlikte yüz civarında kitaplarımızdan imzaladık. Sonra muhabbetle kucaklaşarak, Mersin’den gelen dostlarımızın refakatinde, ertesi gün programlarımızın olduğu bu ilimize geç vakitte ulaştık.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)