Şu dünya denilen imtihan meydanında, her şeyle ve herkesle çok şiddetli imtihanlardan geçiriliyoruz. Ama insanların büyük çoğunluğunun bu imtihanlardan haberi bile olmuyor.

Sekiz milyar civarındaki dünya insanlığının genel durumu, sadece bu dünya hayatını esas alan bir yaşantıyı netice verdiği gibi; İslâm dünyasında bulunanların da bir kısmının, ne acıdır ki Allah’tan ve âhiretten gaflet içinde yaşadıklarını görüyoruz. Bu dehşetli manzaranın akıbetini nazara veren Cenab-ı Hak “Allah’ı unutanlar gibi olmayın ki, Allah da onlara kendi akıbetlerini unutturmuştur.” ( Haşir Suresi: 10) buyurmaktadır. Allah’tan ve âhiretten habersiz yaşayan ve ebedi hayatı için hiç bir hazırlık yapmadan oraya göçüp giden insanların akıbeti ise, ebedi bir azaptan başka bir şey değildir.

Yaratılışı ve mahiyeti itibariyle, akıl ve iradenin yanında nefis de taşıyan insanın, hayır ve iyilik yapmaya dönük ciheti olduğu gibi; şer, fenalık ve tahrip yapmaya yönelik ciheti de vardır. Bu hakikati teferruatlı bir şekilde Nur Risalelerinde şerh ve izah eden Bediüzzaman Hazretleri “Nefs-i emmâre, tahrip ve şer cihetinde nihayetsiz cinayet işleyebilir. Fakat icat ve hayırda iktidarı pek azdır ve cüz’idir. Evet, bir haneyi bir günde harap eder; yüz günde yapamaz. Lâkin, eğer enâniyeti bıraksa, hayrı ve vücudu tevfik-i İlâhiyeden istese, şer ve tahripten ve nefse itimattan vazgeçse, istiğfar ederek tam abd (kul) olsa, o vakit mealen ‘Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir.’ (Furkan Suresi: 70) sırrına mazhar olur. Ondaki nihayetsiz kabiliyet-i şer, nihayetsiz kabiliyet-i hayra inkılâp eder; ahsen-i takvim kıymetini alır, âlâyıilliyine (en yücelere) çıkar.” (Sözler s. 511) demektedir.

Burada anlaşılması gereken ince nokta, önceden işlenmiş olan tonlarla günahı sevap diye yazmak değil, o günahlardan dolayı ciddi bir pişmanlık duyarak, tövbe etmek suretiyle onlardan temizlenip, o fenalık ve günah işleme meylinin, bundan sonra iyilik yapma ve sevap işleme meyline dönüşmesidir.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)