Cennet misali güzelliklerle dolu şu ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine muhtelif aralıklarla depremler ve sel felaketleri olduğu gibi, koronavirüs gibi bütün dünya ülkelerini saran salgın hastalıklar da insanlığı tehdit ediyor ve nice insanların ölümüne sebep oluyor.
Bir portakalın içine kıyasla kabuk oranı neyse, yerkürenin mağma tabakaları üstünde onun gibi incecik bir kabuk üstünde yaşıyoruz. Denizlerin dibinden sekiz, kıt’alarda ise en fazla otuz beş kilometreyi bulan yer kabuğu fay hatlarıyla dolu.
Yeryüzünde yaratılan bir sineğin kanadından lâkayt kalmayan ve bir sineği mucize özelliklerle bir sanat harikası yapan Yüce Kudret, dünyayı içindeki ve dışındaki bütün varlıklarıyla eşsiz güzellikte yaratıp sevk ve idare ediyor. Hiç bir şey başı boş bırakılmamış, tabiat ve tesadüfe havale edilmemiş. Her şey Allah’ın ilmi, iradesi, kudreti ve kontrolü altında bulunuyor. Atomlar ve atom altı parçacıklar bile o kudretin kapsama alanında olduğu gibi, gökler âlemini şenlendiren milyarlarca galaksi kümeleri de o kudretin ilmi ve iradesi altındadır. Müslüman olan insanların Allah inancı böyledir.
Cenab-ı Hak, kainat içinde dünyayı, dünya içinde de insanı seçmiş ve onu yeryüzünde kendisine halife olarak tayin etmiştir. İnsan kendisini basit ve küçük görmemelidir. Onun imtihanı için bu dünya bir meydan olarak açıldığı gibi, işlediği amellerinin mükâfat veya cezası için âhiret, cennet ve cehennem âlemleri de yaratılmıştır ve insanları beklemektedir.
Yeryüzünde yaşayan insanların fiil ve amelleriyle bütün mevcudat alâkadardır. Allah’a iman ve ibadet maksadıyla yaratılan insanlar, bu maksadın dışına çıkıp, isyan ve günahlara bulandığı zaman, kâinat kızıyor ve mevcudat öfkeleniyor. Geçmiş ümmetlerin başlarına gelen musibet ve belâlar bunun delilidir. Hazret-i Nuh Aleyhisselamın kavmine gelen tufan hadisesi, Ad, Semud ve Firavun kavimlerine gelen çeşitli felâketler buna şahittir.
İslâm ümmetinin tarihte başına gelen çeşitli musibetler de gösteriyor ki, insan başı boş değil. Bir celâl ve gayret sillesine her vakit mâruzdur. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikate işaretle ikaz eder: “Ey cirmi ve cismi küçük ve cürmü ve zulmü büyük ve ayb ve zenbi azim biçare insan! Kâinatın hiddetinden, mahlûkatın nefretinden, mevcudatın öfkesinden kurtulmak istersen, İşte kurtulmanın çaresi, Kur’an-ı Hakim’in daire-i kudsiyesine girmektir ve Kur’an’ın mübelliği olan Resul-ü Ekrem Aleyhisselatü Vesselamın Sünnet-i Seniyesine ittibadır. Gir ve tâbi ol.” (Lem’alar s. 233)
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

