İman ve İbadet

RİSALE-İ NUR VE TASAVVUF FARKI

Reklam

Tasavvuf ve tarikat yoluyla İslâm’a hizmet usullerini müdafaa eden ve bu usullerle manevi kalp hastalıklarının izalesine çalışmanın sünnet, tarikat perdesi altında farz ibadetlere ve sünnet-i seniyeye hizmetin vacip hükmünde olduğunu söyleyen Bediüzzaman; doğrudan doğruya imana hizmetin ve iman kurtarma vazifesinin farz derecesinde ehemmiyetli olduğunu beyan ediyor. Bu tarzın en büyük evliyalık  yolu olup, Sahabelerin yolu olduğunu ifade ediyor. Risale-i Nurların bu yolu tercih ettiğini ve Nur Talebelerinin Sahabe mesleğinin bu zamanda bir cilvesini yaşadığını tespit ediyor.

Bu itibarla, Risale-i Nurlara talebe olmuş ve ondan feyiz almış olan şakirtler, daire haricinde nur aramaya ihtiyaç hissetmezler. Mensup oldukları dairenin en büyük velayet yolu ve Sahabe mesleği olduğunu bilir, sebat eder ve vazifemiz hizmettir o bize yeter deyip, halisen muhlisen çalışırlar.

Bununla birlikte, hem ilim hem fikir hem zikir hem dua hem dâvet hem ibadet gibi daha bir çok mânâları içine alan Nurların okunması yanında, evrad ve ezkâr makamındaki tesbihatları, Cevşenü’l Kebir, Evrad-ı Kudsiye, Delâili’n- Nur, Münacat-ı Kur’an ve sair evradları okumayı da ihmal etmezler.

Böylece, başta Kur’an okunması ile beraber, Nurların okunması ve diğer evrad, ezkâr ve ibadetleriyle hem akıl hem kalp hem ruh hem sır hem nefis hem sair duyguların ihyası ile kemalât mertebelerinde yürüyen, iman ve Kur’an hizmetinde sebat edip gayret eden Nur’un hakiki ve sâdık talebeleri, yapılan büyük manevi tahribatları tamir edeceklerdir. Sahabe mesleğinin bir cilvesine mazhar olduklarını göstereceklerdir, inşaallah.

asyanur.info    samicebeci.net   (Youtube sami cebeci)

 

Reklam

Yorum Yap