Yaratılışı nihayetsiz acz, fakr, noksanlık ve kusurdan yoğrulan, ilim ve dua vasıtasıyla kemale ermek ve Kâinatın Yaratıcısını tanıyıp, Ona iman ve ibadet etmek maksadıyla dünyaya gönderilen insanlar, mahiyetine yerleştirilen noksanlıkları hiç dikkate almayarak Rabbini unutup, hadsiz nimetlerle rızıklandırıldığını göz ardı ederek, keyfemayeşa ve sorumsuzca bir hayat tarzını tercih ediyor.
Kendini hür ve müstakil zannediyor. Kendi Malikinden gaflet ediyor. Kendini yaratan Allah’ı unutuyor. Özellikle makam, mevki ve serveti de varsa, gafleti kalınlaşmışsa, minnetsiz ve hırsız gibi İlâhi nimetleri hayvancasına yutar.
Halbuki, insan taştan, demirden değil, her zaman dağılmaya ve çürümeye mâruz muhtelif maddelerden terkip edilmiş zayıf ve âciz bir varlıktır. Böylesine zaaf ve noksanlıklardan meydana gelen insan, nasıl Yaratıcısını unutur?
İşte oruç, insanın ne kadar âciz ve zavallı bir varlık olduğunu tamamıyla hissetmesine vesile olup, hakiki vazife-i insaniye olan kulluğu temin ettiğinden, İslâm’ın beş şartından biri ve İslâmî sembollerin en büyükleri sırasına girmiştir.
İnsana, her cihetle hür değil, kul olduğunu hatırlatan, malik değil, memlük olduğunu ihtar eden, emir ve izin olmadan elini bile suya uzatamayacağını talim eden oruç ibadeti, hakiki şükrün esasını teşkil ediyor.
Zengin ve fakir herkese farz olan orucun bu azametli özelliğindendir ki, Rahman-ı Zülcemal tarafından, geçmiş peygamberlerin ümmetlerine de farz kılınmıştır. Ne mutlu oruç ibadetinden hissesi ziyade olanlara!
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

