Bir zamanlar 17 Ağustos 1999 tarihinde 7,4 büyüklüğündeki Marmara bölgesinde başlayan depremler zinciri, daha sonra 7,2 büyüklüğündeki Düzce depremiyle  gündemin tam ortasına oturdu. Şimdi de Manisa ve Elazığ depremleriyle hâlâ güncelliğini koruyor.

İlk büyük depremden sonra her şeyin normale döndüğü var sayılarak ve sonraki depremler artçı şoklar diye geçiştirilerek ve fay kırılmaları adı altında gaflet içindeki yorumlarla, İlâhi ikazı gözden kaçırmaya çalışan medyanın anlı şanlı yorumcuları ve köşe yazarı kalem erbabı, bahsi geçen depremlerle tekrar sarsıldılar.

Tabiî ve tesadüfî sebeplerle  yerin derinliklerinde meydana gelen fay hatlarının kırılmaları sonucu depremlerin meydana geldiğini söyleyerek, insanların hayatlarında büyük etkiler yapan depremlerin Cenab-ı Hakla bağlantısını kesenler, Marmara depreminde Bediüzzaman’ın eserlerinden derlenmiş “İlâhi ikaz: Deprem” broşürü ve oradaki fikirleri ısrarla savunan gazetemizi ve imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular Ağabeyi, ilkellikle ve örümcek kafalı olmakla itham ettiler. Hatta, ülkemizde din ve dindarlar üzerinde o zaman estirilen devlet baskısının, bu depremlerde payı olduğunu söylediği için, on beş yazarımız hakkında soruşturma açıldı, mahkeme olayları yaşandı ve mahkûmiyet kararları verildi.

Tarih boyunca meydana gelen depremleri, milletçe Allah’ın gazabı ve ikazı olarak değerlendirip, devlet ve milletçe kendimize çeki düzen verdiğimiz halde, bu depremlerdeki ikazları hatırlatmak suç sayıldı. Fakat, arka arkaya muhtelif aralıklarla meydana gelen deprem olaylarını, tabiat ve doğa kanunlarına bağlayanları bile ürküttü. İlâhi ikaz yorumu yapanlara “örümcek kafalı” diyen modern görünümlü bir gazete “Acı Allah’ım!” diye manşet atmak zorunda kaldı. Halbuki, o kafa yapısına göre “Bize merhamet et, tabiat ana!” veya “Ey doğa, bize acı!” şeklinde manşet atmaları gerekirdi.

Demek, ne kadar kafalar kuma gömülse, gerçeklere ve inançlara göz yumulmaya çalışılsa bile, fıtrat ve vicdan gerçeği görüyor ve itiraf ediyor. Elbette “Acı Allah’ım!” diyeceğiz. Zira, tabiatın ve doğanın acıması, merhameti olmaz. Onlar akılsız, idraksiz ve hisleri olmayan taş, toprak ve emsali şeylerden meydana gelen varlıklardır. Ve Allah’ın vazifeli memurlarıdır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)