İman ve inkâr mücadelesi devam ederken nihayet âhir zamana gelindi. Çeşitli düşüncelerle İslâm dinini yok etmeye çalışan bir zihniyet tarafından, ona karşı korkunç bir savaş başlatıldı. Mücadele aynı fakat şekli ve isimleri farklıydı.
Kanunlar perdesi altında yapılan bu tahribatın kurucu kadrosu Süfyan komitesiydi. Bir iktidar dönemine, üç yüz senede yapılabilecek tahribatı sığdırmışlardı. Çünkü tahrip kolaydı. İslâm dinine gönül vermiş âlimlerin, şeyhlerin ve hocaların ümitleri sönmüş, adeta kolları ve kanatları kırılmıştı. “Zaman âhirzamandır, gittikçe daha beter olacak.”diyorlardı. Ancak her zorlukla birlikte bir kolaylığı, her geceden sonra sabahı yaratan Cenab-ı Hakkın, bu karanlık ufku dağıtması ve Müslümanların ye’sini ümide çevirmesi, hikmet ve rahmetinin gereğiydi
İşte, en karanlık ve boğucu bir atmosferin hükmettiği o yıllarda, Barla dağlarından yükselip gök kubbeyi çınlatan bir ses duyuluyordu. “Evet, ümitvar olunuz! Şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür seda, İslâm’ın sedası olacaktır.”diyerek, müminlerin kalbine su serpiyordu. Bu mert ve korkusuz sesin sahibi, Bediüzzaman’dan başkası değildi.
Ancak, o da mücadele verdiği dâvâsında önceleri yalnızdı. Etrafında onu destekleyecek kalabalıklar yoktu. Zaten öyle bir arayışı da yoktu. Allah’a tam tevekkül etmişti. Zira, Cenab-ı Hak nurunu tamamlayacaktı. O sadece şartlara uygun olarak hizmetini ifa ediyor ve neticesini Allah’a havale ediyordu.
Isparta, Barla ve civarı köylerde talebeleri meydana gelmişti. Nokta atışı gibi teker teker yaptığı çalışmalarla bu netice hasıl olmuştu. “Halis bir Kur’an hizmetkârı olarak, tam hakikat-ı ihlâsla on adama ders vermeyi, büyük bir kutbiyetle binler adamı irşat etmekten daha ehemmiyetli görüyorum.”diyordu. Aynı usulle, ardından gelen talebelerinin de yaptığı iman kurtarma hizmetleriyle, yüz binlerce insanın imanı kurtulmuş, hizmetin sınırları Türkiyeyi de aşarak, dünyanın her tarafına yayılmıştır.
Burada dikkat çekilmek istenilen husus şudur: Her türlü hizmet usullerinden yararlanmalı fakat kalıcı hizmet için ise, fertlerle teker teker ilgilenmeye önem verilmelidir. Bu da, Allah’ın rahmetini üstümüze celb etmekle mümkün olur.
asyanur.info samicebeci.net

