Kâbe-i Muazzama bütün ihtişamıyla umrecilerin gözleri önündeydi. Allah’ım bu ne muhteşem manzaraydı! Bütün yıl boyunca ve günün her anında binlerce müminler tarafından sürekli tavaf yapılıyordu. Tıpkı yedi kat göklerdeki Beyt-i Mamur’un yetmiş bin melek tarafından tavaf edildiği gibi.
Hacer-ül Esved hizasından selâmlamayla başlayan tavaf dönüşü, saatin ters istikametinde, yani sağdan sola doğru yapılıyordu. Tıpkı atomların, yıldızların galaksilerin dönüşü gibi. Her şey hareket halindeydi. Atomlar dönüyor, yıldızlar dönüyor, milyarlarca galaksiler dönüyor ve bütün kâiantla birlikte Beytullah etrafında insanlar da dönüyordu. Sanki Kâbe-i Muazzama atomun çekirdeği, insanlar da onun etrafında dönen elektronlar veya galaksi çekirdeği etrafında seyahat eden yıldızlar gibiydi.
Binlerce insan selinin arasına bizler de dahil olduk. Bir tavaf yedi şavttan meydana geliyordu. Her şavtın ayrı ayrı duaları vardı. Şirketin verdiği kitapta hem şavt hem de sa’y duaları vardı. Onları okuyarak Kâbe etrafında dönüyorduk. Bazı gruplar hocalarının arkasından koro halinde okuyor, o da mevcut tabloya ayrı bir güzellik katıyordu.
Üzerinde Esma-i Hüsna ve ayetler bulunan Kâbe- i Muazzama’nın simsiyah örtüsü, dünya gözünün, âhiret âlemlerine bakan ve gören gözdeki siyah mercek gibi idi. Yahut ışığı, maddeyi, sesi ve enerjiyi yutan gökler âleminin kara deliklerine benziyordu. Sanki bedenimizi ve duygularımızı yutmuş ve bu dünyadan bir cihette kopararak bambaşka âlemlere doğru çekip almıştı. Mültezem’e veya Kâbe duvarına yapışarak gözyaşlarıyla Allah’a dua eden binlerce insanın arasına bizim de iştirakimiz kelimelerle anlatılamayan, ancak yaşanmakla bilinebilecek mukaddes zaman dilimleriydi.
Tavaf tamamlandıktan sonra, Safa ile Merve arasında yapılan sa’y esnasında binlerce insan bir sel gibi, hem Safa’dan Merve’ye , hem Merve’den Safa tepesine akıyordu. Koro halinde yapılan sa’y duaları, mermer duvarlarda yankılanıyor ve oradan da Arş-ı Âlâ tarafına doğru yükseliyordu.
Sa’y bölümü de bittikten sonra traş olup otelde ihramdan çıktık. Böylece, ihram yasakları da bitmiş oluyordu. Bir miktar istirahat ettikten sonra, öğle namazı için yine Kâbe’deyiz. Bütün vakit namazlarını Kâbe’de kılmaya kararlıydık. Zira, hadis-i şerife göre orada kılınan bir rekât namaz, başka yerde kılınan yüz bin rekât namazdan daha faziletli ve sevaplı idi. Her vaktin arkasında veya önünde anne baba, hısım akraba ve dostlar için tavaflar yapıyorduk ve onlar için dualar ediyorduk.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

