Siyaset

TÜRKİYE DÂR-ÜL HARP DEĞİLDİR- 1

Asırlarca âlem-i İslâma bayraktarlık ve halifelik merkezliği yapan demokrat ve Müslüman Türkiye’nin, içinde yaşayıp bir çok demokratik hak ve hürriyetlerinden istifade ettiği halde; ülkesini “Dâr-ül harp” sayan bir kısım radikal ve fanatik gruplara rastlıyoruz. Dinde hassas fakat muhakeme-i akliyede noksan olan bu insanlar, toplum hayatının emniyet ve huzuruna zarar veriyorlar.

Cumhuriyet ve demokrasiyi tağut rejimi kabul eden ve Müslümanları ona karşı isyan ve kıyama teşvik eden, sağını solundan fark etmeyen böyle cahiller ve ilimden habersiz söz anlamaz kişiler ve onları karanlık emellerine alet etmeye çalışan bazı mihraklar yüzünden ülkemiz hâlâ karıştırılmak isteniyor.

Demokrasiye geçtiğimiz 1950 yılından beri sürekli grafiği yükselen, özellikle son kırk senedir sür’atle  gelişen İslâmî şuurlanmaya sahne olan ülkemizde “Dâr-ül harp” meselesini ileri sürenler, acaba milleti Cuma ve Bayram namazı kılmaktan uzak tutup, faizi helâl mi yapmak istiyorlar? Veya bu şuurlanmayı saptırarak siyasi maksatlara yönlendirmek mi arzu ediyorlar? Tamamen ilmî olan bu meselenin rastgele zeminlerde tartışılması ne kadar doğru olur?

İslâm müçtehitleri tarafından, İslâm ülkelerini diğerlerinden ayırmak için kullanılan “Dâr-ül harp” “Dâr-ül İslâm” “Dâr-üs sulh” kelimeleri hukukî terimlerdir.

Dâr-ül İslâm, Kur’an hükümlerinin ve şeâir-i İslâmiyenin (İslâmî alâmetlerin) Müslümanlar tarafından yaşandığı ve Müslümanların hükümranlığı altında bulunan topraklar dâr-ül İslâmdır. Müslümanlar bu topraklarda emniyet ve güven içinde yaşarlar ve dinî vazifelerini rahatça yerine getirirler. Dâr-üs sulh, kendileriyle anlaşmalar yoluyla barış sağlanmış ve saldırmazlık paktı imzalanmış gayr-ı Müslim ülkelere verilen bir isimdir. Dâr-ül harp ise, Müslümanlar ile aralarında her hangi bir şekilde barış ve anlaşma olmayan ve her zaman savaşılması muhtemel olan gayr-ı Müslimlerin hâkimiyeti altında olan ülkelerdir.

Dâr-ül harp sayılan bir ülkenin dâr-ül İslâm haline gelmesi için, o ülkede İslâm hükümlerinin icra edilmeye başlanması yeterlidir. Müslümanlar o ülkeyi fethederek, Cuma ve Bayram namazı gibi İslâm hükümlerini rahatlıkla yaşamaya başlasalar, o ülke dâr-ül İslâma dönüşmüş olur. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap