İnsanların doğuştan var olan temel hak ve hürriyetlerini, can ve mal emniyetini, fikir ve ifade hürriyetini, hukuk önünde eşitliği, din ve vicdan hürriyetini, siyasi hürriyetlerini, çeşitli usullerle yönetime katılma hürriyetini, seyahat hürriyetini, istediği işi tutabilme hürriyeti gibi kavramları içine alan demokrasi rüzgârlarının bütün dünya milletlerini ve devletleri etkilediği bir zamanda; ezelden beri hür yaşayan ve esaret nedir bilmeyen Türk milletinin etkilenmemesi düşünülemezdi.
Padişahlık denilen Mutlakiyet döneminde, Tanzimat Fermanı ile başlayan hürriyet hareketleri, 1. ve 2. Meşrutiyetin ilânıyla iyice gündeme gelmiş, hürriyet aşığı olan bu millet, sinesinden Namık Kemâl gibi hürriyet şairlerini, Bediüzzaman gibi fikir ve aksiyon adamlarını çıkarmıştı.
İstibdadın her türlüsüne karşı olan Bediüzzaman “İstibdat ne şekilde olursa olsun, isterse meşrutiyet libası giysin gelsin, rast gelsem sille vuracağım.” diyordu. İttihat ve Terakki Fırkasının meşrutiyet ve hürriyet adı altındaki dehşetli istibdatlarına sert tenkitler yapıyordu.
Ve nihayet cumhuriyet ilân edildi. Çok büyük ümitler beslenilen cumhuriyet sistemi, maalesef demokratik hak ve hürriyetlerden yoksun bırakıldığı ve altın bir tas içinde, dehşetli bir istibdat zehiri millete zorla içirildiği için, beklenen faydayı ve milli dayanışmayı netice vermedi ve tam olarak hâlâ verebilmiş değildir.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi ideolojisi olarak kabul edilen ve millete zorla dayatılmaya çalışılan Kemalizm ilkeleri denilen altı ok içinde demokrasi yoktur. Cumhuriyet vardır fakat demokrasiden yoksun olduğu için içi boştur. 1950 yılına kadar mutlak bir istibdat olarak uygulanmıştır.
Halbuki demokrasi, toplumun iç ahengini sağlayan ve sosyal barışı temin eden, herkesin kendi inanç ve hayat felsefesinden başka, diğer insanların da inanç ve hayat tarzlarına hoşgörülü ve saygılı olmayı netice veren, böylece toplumun uyumlu ve barış içinde yaşamasını hedefleyen bir sistemdir. Devlete değil, fertlere ve millete lâzım olan bir hayat tarzıdır. Bununla birlikte, demokratik haklar ve hürriyetler içinde sürmesi istenen bir hayat tarzının gerçekleşmesi için, devletin teşkilatlandırma işidir.
Demokrasilerde, fertlere ve sivil toplum örgütlerine imkân verilerek, kimlik ve kişilik kazanmaları kolaylaştırılır. Birden fazla siyasi partilerin kurulmasına zemin hazır edilerek, fertlerin siyasal katılımı ve yönetimde söz sahibi olması sağlanır. (Devamı yarın)
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

