Bediüzzaman Hazretleri, 1940 yıllarının başında Ayet-ül Kübra adını verdiği eserinde hava sayfasının vazifelerini sayarken, cep telefonuna da hizmet ettiğini ifade etmiş.
“Güya her bir zerresi her bir işi bilir ve o Amirin her bir emrini anlar ve dinler bir nefer gibi, hava içinde cereyan eden her bir emr-i Rabbaniyi dinler, itaat eder ki, bütün hayvanatın teneffüsüne ve yaşamasına ve nebatatın telkihine (aşılanmasına) ve büyümesine ve hayata lüzumlu maddelerin yetiştirilmesine ve bulutların sevk ve idaresine ve ateşsiz sefinelerin (yelkenli gemilerin) seyrüseyahatine ve bilhassa seslerin ve bilhassa TELSİZ TELEFON ve telgraf ve radyo ile konuşmaların isaline (ulaştırılmasına) ve bu hizmetler gibi umumi ve külli hizmetlerinden başka, azot ve müvellid-ül humuza (oksijen) gibi iki basit maddeden ibaret olan havanın zerreleri, birbirinin misli iken zemin yüzünde yüz binler tarzda bulunan Rabbanî sanatlarda kemal-i intizamla bir dest-i hikmet (hikmet eli) tarafından çalıştırılıyorlar görüyorum.” (Şualar s. 178)
Evet, Cenab-ı Hak hava sayfasına bahsi geçen özellikleri vermeseydi, ne cep telefonu olur ve ne de başka keşiflerin anlamı olurdu. Baz istasyonları, sabit santraller ve uydu bağlantılarıyla dünyanın her tarafıyla istediği anda görüşme yapabilen insanlar, cep telefonuyla tel bağlantısı olmadan konuşurken, Allah’ın ihsan ettiği bu büyük nimete bir de bu gözle bakmalı ve şükrünü arttırmalıdır. Onu her türlü ihsan edilen nimetlerde olduğu gibi şerde ve günahta değil, hayırlı ve faydalı işlerde kullanmalıdır. Zira, nimet şükür edildikçe artar. Nankörlük edip şerde ve kötülükte kullanılırsa, hem dünyada hem de âhirette bedeli çok ağır olacaktır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

