İnsanın bütün organları birer harikalar dünyası olduğu gibi, iskeletimiz de bir mimari proje harikasıdır.
Çok ince hesaplamalara dayanarak yapılan bu sanat şaheserini insanlar gördükleri ve okudukları halde, nasıl onu tabiat ve tesadüfle izah ediyorlar anlamak mümkün değil! Böyle bir eserin yapılabilmesi için, nihayetsiz bir ilim , irade ve kudrete sahip olmak lazım gelir.
İnsan iskeleti baş, gövde ve üyelerden meydana getirilmiştir. İnsan bedeninde 207 adet iskelet kemiği olduğu ifade ediliyor. Birbirlerine öyle mükemmel bağlarla bağlanmışlardır ki, biz onların bu yapısından istifade ederek hayatımızı devam ettiririz. Fransa’da Eyfel Kulesi yapılırken bir insanın leğen kemiği incelenmiş, onun dayanıklılık ve ağırlığa karşı mukavemet gücünün farkına varılarak, kulenin inşaatında onun taklidi gerçekleştirilmiş olduğunu okumuştum. Zaten insanoğlu yoktan bir şey icat edemediğinden, sanat olarak ne yaptıysa ve ne ile övünüyorsa, hep Allah’ın yarattığı eserlerin taklidinden başka bir şey değildir. Biyonik ilmi denilen şey odur.
Kafa tasındaki, çenedeki ve kulak içindeki kemikler, gövdede bulunan kaburgalar, kürek ve köprücük kemikleri, omurgadaki kemikler, kalça bölgesindeki kemikler, kol ve bacaklardaki kemiklerle insan iskeleti gerçekten muhteşem bir sanat harikasıdır. İnsanı ayakta tutan bu iskelettir. İskelet dışını beyaz ve kırmızı kaslarla donatan Yüce Kudret, kırmızı kaslarla istem dahilindeki hareketlerimizi, beyaz kaslarla istem dışı olan iç organlarımızın çalışmasını temin etmiştir. İnsan sadece kendi yaratılışındaki bu ince sanatları incelese, kendini ve her şeyi yaratan Cenab-ı Hakkı bulabilir ve Ona kul olma şerefine kavuşabilir. Ancak burası imtihan dünyasıdır. Kimi Allah’a inanır kimi de inkâr eder. Bunun mükâfat ve cezası ise, âhiret aleminde olacaktır. Tercih insanın kendisine aittir. Allah cümlemizi inanan ve inancının gereğini yapan bahtiyar kullarına dahil etsin, inşaallah.
www.asyanur.info

