Risale-i Nur denilen bu iman hizmetinin içine giren her bir insanın, hizmet esnasında geçirdiği bir takım devreler vardır. Bediüzzaman Hazretlerinin en yakın hizmetkârlarından olan merhum Ceylan Çalışkan Ağabeyin ifadesiyle “Hizmet etme heyecanı, sonra ülfet ve tevakkuf dönemi, daha sonra sebat, sadâkat ve sıddıkiyet devreleri gelir. “diye tasnif ettiği bu dönemler, her bir Nur Talebesinin çoğunlukla geçirdiği veya geçireceği devrelerdir.

Gerçekten, Risale-i Nur eserlerini ve cemaati ilk tanıdığımız zamanların hizmet heyecanı, zamanla ülfet ve ünsiyete yerini bırakır.  Daha sonra, Nurların kendi âlemimizde derinlemesine mütalâa ve hariç âlemdeki hareketliliğin azaldığı bir dönemdir. Onun arkasını durgunluk devri takip eder. Derslere bile katılmakta tembelleşen ve Risale-i Nur’u okumakta zorlanan kişiler, aslında bu durumundan rahatsızdır. “Bana ne oldu da, ben bu hale geldim.” diye kendi kendini suçlamaya başlar. Geçmiş seneleri özleyen duygularıyla geçen yıllarını hatırlar ve  ilk zamanlarda yaptığı hizmetleriyle kendini teselli etmeye ve içine düştüğü suçluluk duygusundan kurtulmaya çalışır.

Çok rahatsız edici olan bu dönemi sebat ederek ve şahs-ı manevi ile olan irtibatını devam ettirerek atlatan insanlar, bu devrenin sonlarına doğru kendine gelmeye ve toparlanmaya başlar. Yeniden şevkle Risale-i Nurları okumaya, anlamaya ve daha ince hakikatleri kavramaya yönelen kişilerin, dâvâsına olan sadâkatı artmaya ve onun prensiplerini müdafaaya başlarlar.

İhlâs, sadâkat ve tesanüd sıfatlarında sürekli terakki eden ve birbirlerinin hizmetleriyle iftihar edebilecek seviyeye yükselen hizmet insanları, bu kudsî hizmetin temelini ve özünü teşkil ederler. Herkes geri çekilse bile, bir adım geriye gitmeyen ve ayakları sabit kalıp, her türlü engeli, çile ve zahmeti, meşakkat ve musibetleri kahramanca göğüsleyen böyle hizmet insanları, ehl-i dalâletin korktuğu adamlardır. Allah, onları muhaliflerine çok ve kuvvetli gösterir. Asr-ı Saadetteki Bedir Sahabelerinin az oluşuyla birlikte, kendilerinden üç kat daha kalabalık olan Kureyş müşriklerini mağlûp ettikleri misalinde olduğu gibi, manevi ve ilmî cihad meydanlarında bu hizmet insanları da, ehl-i dalâleti manen mağlûp ederler. Dünyanın malı ve mülkü, serveti ve makamları onlara mani olamaz. Ehl-i dalâletin hile ve tuzakları  onları dâvâlarından asla vazgeçiremez. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)