Hazret-i İsa’dan (as) itibaren başlayan ve Kâinatın Efendisi sevgili peygamberimize (asm) gelinceye kadar sürüp gelen altı yüz senelik uzun bir zaman diliminde, bilemediğimiz bir çok hikmetlere binaen Allah peygamber göndermemişti. Eski dinlerin izleri kaybolmuş ve insanlık rehbersiz kalmıştı. Bunalan ruhlar bir çıkış yolu arıyor, hak bir dinin gelmesini hasretle bekliyordu.
Ukaz Panayırında, kırmızı bir devenin üzerinde Kus bin Saide adında muvahhit bir zat beliğ bir hutbe irad ediyor, âhirzaman peygamberinin gelme vaktinin yaklaştığını, hatta gölgesinin üzerlerine düştüğünü söylüyor, ona ulaşanların hiç tereddüt etmeden tabi olmalarını tavsiye ediyordu.
Çok kalabalık bir topluluğa hitap eden bu konuşmayı dinleyenler arasında iki kişi vardı ki, o zatı can kulağıyla dinliyorlardı. Birisi, sonradan hak ve ebedi olan mukaddes İslâm dinini tebliğ edecek olan Hz. Muhammed (asm) ve diğeri onun can yoldaşı ve en yakın dâvâ arkadaşı olan Hz. Ebubekir-is Sıddık (r.a.) idi.
İslâmiyet geldikten sonra “Kus bin Saide’yi hatırlayanınız var mı?” diye sahabelerine soran Allah Resulüne (asm) Hz. Ebubekir cevap vermiş ve Ukaz Panayırında verilen hutbeyi olduğu gibi nakletmiştir.
Evet; inkâr, dalâlet ve sefahet bataklığında boğulan, cehaletin zifiri karanlığında mahvolan cahiliyye devrinin insanlarına; ezelden ebede kadar bütün zamanları ve mekânları kuşatan Cenab-ı Hak, son peygamberi vasıtasıyla Kur’an ile hidayet nimetini ihsan etmiş, en bedevi ve cahil insanları, en medeni ve âlim insanlar haline getirmiştir. Böylece cehalet devri kapanmış ve Asr-ı Saadet devri başlamıştır.
Her biri birer müşrik iken, birer mümin ve mücahit olan ve Allah Resulünün (asm) en yakın dâvâ arkadaşları olarak sahabe namıyla şöhret bulan o insanlar, İslâm dinine öyle bir hizmet yaptılar ki, onlardan sonra gelen en büyük evliyalar, asfiyalar ve kutuplar bile, külli fazilet noktasında onların en küçüğüne yetişemediler. Zira onlar saff-ı evveldi. Ümmetin işlediği hasenatın bir misli “Sebep olan işlemiş gibidir.” sırrınca, onların hasenat defterine yazılıyordu. Cenab-ı Hak, hem Sevgili Peygamberimizin hem de sahabe-i kiramın şefaatlerine cümlemizi mazhar eylesin, amin.

        (Not: Mevlit Kandilinin bütün gönül dostlarımıza, milletimize, İslâm âlemine ve insanlığa hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ederim.)
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları) (Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)