Hudeybiye Anlaşmasındaki zahiren Müslümanların aleyhinde olan bahsi geçen bu maddeler ve Kâbe’yi tavaf edemeyeceklerinden dolayı sahabeler çok mahzun olmuşlardı.
Cenab-ı Hak, Medine’ye dönüş yolunda Hazret-i Peygambere (asm) Fetih Suresini vahyetti. “Biz sana apaçık bir fetih yolu açtık.” ferman ederek, Hudeybiye barış anlaşmasının manevi bir fetih olduğunu haber verdi. Böylece, sahabelerin mahzun kalplerini sevindirdi. Gerçekten iki yıl kadar süren bu barış ortamında her ne kadar maddi kılıçlar kınına girdiyse de, Kur’an-ı Kerim’in parlak ve elmas gibi değerli ikna kılıcı ortaya çıktı. Savaş yoluyla dize getirilemeyen Halit bin Velid gibi bir harp dahisi ve Amr ibnül As gibi bir siyaset dahisi insanlar, İslâm’ın ikna kılıcı karşısında teslim olup Müslüman olmayı tercih ettiler. Daha sonra büyük sahabelerle omuz omuza gelecek hizmetlere imza attılar.
Hudeybiye Barışından hemen sonra Hayber Kalesi fethedildi. İçindeki Yahudiler sürgün edilerek, geride bıraktıkları ganimetler sahabelere taksim edildi. Barıştan iki sene sonra, Milâdî 630 tarihinde Mekke on bin kişilik bir orduyla hiç kan dökülmeden fethedildi. Yirmi senede ancak bin dört yüz olabilen Müslüman sayısı, barış ortamında çok hızlı bir şekilde çoğalmış ve İslâm dininin güzellikleri Arabistan yarımadasını sarmıştı. Bu bakımdan Hudeybiye Anlaşması, İslâm dini lehine bir dönüm noktası ve manevi bir fethin sembolü olarak yorumlanmaktadır. “And olsun ki Allah, Resulünün gördüğü rüyanın hak olduğunu tasdik etti. İnşaallah hepiniz emniyet içinde ve saçlarınızı tıraş etmiş veya kısaltmış olarak Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir; onun için, Mekke’nin fethinden önce size yakın bir fetih daha ihsan etti.” (Fetih Suresi: 27) ayetiyle Cenab-ı Hak, Hudeybiye Anlaşmasının manevi bir fetih olduğunu haber vermektedir.
Hudeybiye Barışından bütün Müslümanların alacağı çok dersler vardır. Her şeyden önce, İslâm dininde barış esas, savaş istisnadır. İkincisi; barış demek bütün iddialarından vazgeçip, hâkim gücün karşısında teslim olmak demek değildir. İnandığı dâvâsı uğrunda, gerektiğinde savaşı bile göze almak, fakat halin icabına göre barışı tercih etmektir. Zaten, bu zamanda dahilde silahla cihad etmekten Kur’an men ediyor. Üçüncüsü; barış ortamında Kur’an’ın ikna kılıcıyla, imana muhtaç gönülleri İslâm’a ısındırmak ve taklit mertebesindeki imanları tahkik mertebesine yükseltilmesi için olanca gücümüzle hizmet etmektir.
Bunun için, bu zamanda Risale-i Nur eserleriyle başta genç nesiller olmak üzere halka açılmak ve mevcut hizmetlere kanaat etmemek. Dördüncüsü; iman hakikatlerine hizmet hususunda meşru her türlü teknik imkânlardan istifade etmek ve ruh-u aslîden kopmadan yeniliğe açık olmak. Beşincisi; sahabe mesleği olan Risale-i Nur eserleriyle, dünyevileştirme projelerine meydan vermemek ve içi boşaltılmış, şekilden ibaret kalmış, ruhsuz bir Müslümanlık tehlikesine karşı sebat ve metanetle, yaşantımız ve sözlerimizle mücadele etmektir.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

