İslâm tarihi boyunca başta Resul-ü Ekrem (asm) olmak üzere, onun sayesi ve gölgesi altında yetişen bir çok evliya ve asfiyalar; kendilerinden sonra gelip, İslâm dinini ihya edecek büyük zatlardan haber vermişler ve onlarla ümmetin ümitsizliğini, ümide çevirmişlerdir.

Özellikle, âhirzaman fitneleri içinde şaşkına veren ve bin cihetten günahların etrafı sardığı ve sel gibi ecnebi âdetlerinin cemiyeti istila ettiği sıralarda, Allah’ın izni ile hizmet-i İslâmiyenin başına geçen Hazret-i Mehdi ve nurani cemaatinden ziyadesiyle bahsedilmiş ve onun geleceğiyle ümmet müjdelenmiştir.

Son müceddit vasfına sahip ve kıyamete kadar manevi tasarrufu, tıpkı hayattaki gibi devam edecek olan Hazret-i Mehdi, kendisinden önce gelen bütün müceddit, müçtehit, mürşit, kutup ve gavsların özelliklerini ve vazife sahalarını üstünde topladığı ve hem siyaset, hem diyanet, hem cihad, hem saltanat, hem daha pek çok dairelerde vazifeli olduğu için, ümmetin dikkati ona çekilmiş ve ortaya çıktığı zaman, ona tabi olunması emredilmiştir.

Fakat, imtihan sırrı gereği, aleni ve aşikar bir tarzda bahsedilmeyen ve perdeli bir üslupla haber verilen Hazret-i Mehdi ve kıyamet alâmetlerinin diğerleri olan deccal ve Süfyan gibi hadiseler gizli kalmış ve insanların ekseriyeti tarafından tam mânâsıyla tayin ve tespit edilememiştir. Çünkü, din bir imtihandır ve teklif-i İlâhi bir tecrübedir. Ebu Bekir-i Sıddık (r.a.) gibi elmas ruhlu olan insanlarla, Ebu Cehil gibi kömür ruhlu insanların birbirinden ayrılması, böylece temin edilmiştir. Önemli olan, gerçekleri anlayıp, iman cihetinde safını alabilmektir.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)