Modern zamanlarda ileri demokrasiyi esas alan ülkelerde kanun devleti yerine hukuk devleti ön plandadır. “Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğünün sağlanması her şeyin üstündedir.”

Dünyada her devletin kanunları vardır. Ancak, bir ferdin dahi hukukunu zayi etmeyen ve hukukun üstünlüğüne dayanan kanunlar, yalnız İslâm dininde ve ileri demokrasilerde bulunur. Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Devletine bakıldığı zaman, 12 Eylül 1982 ihtilâl anayasasına uygun yapılmış yığınla kanunlar var. Fakat, genelde hukukun üstünlüğüne göre hazırlanmayan o kanunlar, ne ceza alan mahkûmları ve ne de ceza veren hâkimleri vicdânen rahatlatamıyor. Keyfi olarak kaleme alınan o baskıcı kanunlar, adalet dağıtmak yerine toplumu geriyor ve çileden çıkarıyor.

Bahsi geçen olumsuz duruma binaen, sırf Kur’an-ı Kerim’e tefsir yazdı diye, Bediüzzaman ve onun İslâm’a hizmet dâvâsına gönül veren talebeleri, defalarca aynı konudan muhakeme oldular ve hepsinden de berat ettiler. Ancak, onları mahkûm etmek için bin dereden su toplarcasına uğraşan hâkimler, toplum vicdanında mahkûm oldular.

Kanun ve kuralları orasından burasından çekiştirerek zulme sebep olanlar, bu dünyada mutlaka karşılığını görürler. Ancak, asıl büyük mahkeme olan Mahşer yerinin adalet terazisinde cezalarını bulacaklardır. Zira orada, hadis-i şerife göre boynuzsuz koyunun bile hakkı boynuzlu koyundan alınacak ve nihayetinde bedenleri toprak olacaktır. Orada en zor durumda kalacak olanlar, hukukun üstünlüğüne dayanmayan kanunları çıkaranlar ve zulme alet olan hâkimler olacaktır.

Bu itibarla, hürriyetçi ve demokrat bir anayasa ve hukukun üstünlüğünü esas alan kanunları yapmaya ülkemizin her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. Resmi ideolojiden temizlenmiş ve bir şahsın görüşlerini yok sayan sivil bir anayasa, Türkiye’nin bir numaralı hedefi olmalıdır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)