Antakya için önümüzde uzun bir yol vardı. İki buçuk saat süren ve sohbetle zenginleşen yolculuktan sonra, Antakya hizmet merkezindeyiz.
Üç semavi din mensuplarının ve Sünnilerle Alevilerin karşılıklı anlayış ve hoşgörü içinde yaşadıkları ve Habib-i Neccar ile Hazret-i İsa’nın (as) havarilerinden ikisinin mezarları bulunan Antakya ilinde, manevi bir hal ve huzur hissediliyordu. Camileri, kilise ve manastırları, havra ve cemevleriyle herkes kardeşçe yaşayıp gidiyordu. Aslında ülkenin her tarafının bu huzur iklimine ne kadar ihtiyaç içinde olduğu açık bir gerçekti. Aslen Antakyalı olan Ali Kanıbir Ağabey rehberlik yaparak bir hayli detaylı bilgiler verdi.
Böylesine bir huzur ikliminin bulunduğu Antakya’da, Bediüzzaman Hazretlerinin İttihad-ı İslâm hedefini anlatmak bir başka güzeldi. İslâm devletleri çapında siyasi bir organizasyon olmanın ötesinde, İslâm topluluklarının tevhid inancı etrafında birleşip, Allah’ın isimleri adedince birlik bağlarını unutmadan, aynı Peygambere ve aynı Kutsal Kitab’a mensup olmanın şuuru içinde, herkes kendi meslek ve hizmet metodunun muhabbetiyle hareket edip, başka grupların hizmetlerine duacı ve taraftar olmak, İslâm Birliğini tesis etmenin en temel unsurlarının başında geliyordu. Bunun için ilmi, hürriyeti ve meşvereti esas almak ve uygulamak her şeyin üstündeydi. Zira, cehaletle ittihat olmaz, istibdat altında ve meşveretsiz birlik sağlanamazdı. Bahsi geçen hakikatler, konferansa katılan kalabalık kitleyi memnun eden değerli tespitlerdi. Müspet hareket ve gerçekleri Risale-i Nur’a göre izah etmek her şeyi kolaylaştırıyordu.
Pazar günü, bölgeye dahil illerin toplantısı vardı. Namaz ve yemek molasıyla birlikte dört saat süren toplantı, gerçekten verimli olmuştu. Dershane hizmetlerinden neşriyat faaliyetlerine ve oradan “Hayat-üs Sahabe” Kampanyasına kadar çok şeyler müzakere edildi. Gördüğüm kadarıyla, Güney Akdeniz illerinin Kahraman Nur Talebeleri, Risale-i Nur mesleğinin kahraman muhafızları gibiydiler. Birlik, beraberlik, ihlâs, tesanüd, muhabbet ve şevk-i mutlak gibi yüksek hasletler, hepsi birden aralarında yaşanıyordu. Hizmetin meslek ve meşrebine ve o hizmetin hizmetkârlarına kem gözle bakanlara, hoşgörü ile bakmıyorlardı. Her şey yerli yerine oturmuştu.
Pazartesi sabah yedi uçağındaki koltuk arkadaşım Raşit Bey, veteriner hekim olarak çalışıyordu. Sohbet ederek ulaştığımız Esenboğa Hava alanında, hediye ettiğim kitabı alarak, verdiğim telefonu döndüğünde mutlaka arayacağını söyledi ve sevinçle vedalaşıp gitti.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

