Din hizmeti, her türlü şaibeden uzak ve sırf Allah rızasını kazanmak maksadıyla yapılması gereken bir hizmettir. Gönüller üzerine kurulu bir irşat ve tebliğ vazifesidir.
“Siyaseti dinsizliğe alet yapan bazı adamlar, kabahatlerini setr (örtmek) için başkasını irtica ile ve dini siyasete alet yapmakla itham ederler.” (Divan-ı Harb-i Örfi s. 20) tespitini yapan Bediüzzaman çok önemli bir ikazda bulunuyor. Cumhuriyet döneminde din ve dindarlar üzerinde devlet ve yargı gücünü dehşetli bir baskı aracı olarak kullanan zihniyet, Bediüzzaman’ı da irtica ile ve dini siyasete alet etmekle suçladı. Fakat, mahkemelerde bunun ispatını bir türlü yapamadılar. Bundan dolayı mahkemeler hep beratla sonuçlandı.
“Din, dahilde menfi bir tarzda istimal edilmez.” ikazını yapan Bediüzzaman, din namına siyasetin ölçüsünü şöyle ortaya koyuyor: “Dediler: ‘Dinsizliği görmüyor musun, meydan alıyor. Din namına ortaya çıkmak lâzım.’ “Dedim: Evet lâzımdır. Fakat kat’i bir şart ile ki, muharrik (hareket noktası) aşk-ı İslâmiyet ve hamiyet-i diniye olmalı. Eğer muharrik ve müreccih (tercih sebebi), siyasetçilik veya tarafgirlik ise, tehlikelidir. Birincisi hata da etse, belki ma’füvdür (affedilir). İkincisi isabet de etse, mes’uldür.” Denildi: ‘Nasıl anlarız?’ “Dedim: Kim fâsık siyasetdaşını, mütedeyyin (dindar) muhalifine , su-i zan bahaneleriyle tercih etse, muharriki siyasetçiliktir. Hem umumun mal-i mukaddesi (ortak değeri) olan dini, inhisar (tekelcilik) zihniyetiyle kendi meslektaşlarına daha ziyade has göstermekle, kavi bir ekseriyette, dine aleyhtarlık meyli uyandırmakla nazardan düşürmek ise, muharriki tarafgirliktir.” (Sünuhat s. 50)
Bahsi geçen ölçülere bakıldığı zaman, bu ülkede din siyaset malzemesi olarak çok kullanıldı. Hatta verilen oylara bakılarak Müslüman sayımı yapıldı. Mukaddes değerler, siyasetli cemaatler tarafından her fırsatta dünya makamlarını elde etmek için acımasızca malzeme olarak kullanıldı. Bundan da, en çok dinimiz zarar gördü. Dine hizmet edeceğim diye yapılan yanlışlar, bazı insanları dinden soğuttu. Halbuki “Dine imale etmek (meylettirmek) ve iltizama teşvik etmek ve vazife-i diniyelerini ihtar etmekle dine hizmet olur.” (Sünuhat s. 50) tespiti çok önemliydi. Siyaset yoluyla dine hizmet edeceğim arzusuyla harcanan büyük paralar ve emekler, siyasetten bağımsız ve yalnızca safi din hizmetine harcansaydı, belki bu gün ülkemizdeki samimi dindarların oranı çok daha yukarılarda olurdu. Yapılan hataların, siyasetli cemaatlerin dindarlıklarından dolayı İslâm dinine yüklenmesi, bilerek veya bilmeyerek dine verilebilecek en büyük zarardır. En son kurtuluş reçetesi olan İslâm’ı nazardan düşürmeye sebeptir. Dünyevi makamların cazibesi bu hakikati görmeye engel olsa da gerçek budur.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

