Siyaset

RESMİ İDEOLOJİNİN SON DURUMU- 2

(Dünden devam)

Şifre ile yapılan dâvetlere “Ben tehlikeli yerde cihad etmek istiyorum. Siper arkasına saklanmak ruhuma hoş gelmiyor.” diyerek kabul etmeyen Bediüzzaman, araya konulan sevdiği bazı mebusların dâveti üzerine, nihayet 09 Kasım 1922 tarihinde Ankara’ya gelir. Mebuslar tarafından tren istasyonunda karşılanır ve daha sonra Mecliste kendisine hoş geldin merasimi yapılır. Mebusların ayakta alkışlamaları arasında kürsüye çıkan ve Meclis zabıtlarına geçen meşhur konuşması ve duasını yapan Bediüzzaman, daha sonra milletvekillerinin namaza olan ilgisizliğini görerek onları namaza dâvet eden broşürü yüzünden, kırk elli mebusun huzurunda Mustafa Kemal ile yaptığı tartışmadan ve reis odasında cereyan eden bir saatlik sert konuşmadan sonra; on dört asır önce Peygamber Efendimizin (asm) haber verdiği, İslâm dinine ve Kur’an-ı Kerim’e zarar verecek dehşetli bir zihniyetin insanlık âleminde ortaya çıktığını anlar. Kendisine yapılan milletvekilliği, Diyanet İşlerinde âzâlık, doğu  illerinde genel vaizlik, üç yüz lira gibi yüksek bir maaş ve mobilyasıyla birlikte bir köşk tahsisi gibi, kendisini rejime bağlayacak, ilke ve inkılaplara fetvacı yapacak bütün cazip teklifleri reddederek, bütün ısrarlara rağmen Ankara’yı terk edip Van iline gider.

Daha sonra, yeni rejimin İslâma darbe vuran icraatlarına karşı yardım etmediği ve rejimin sahibine,  Kur’an-ı Kerim’e zarar veren bir adam hüviyetiyle dost olmadığı gerekçesiyle fakat başka sebepler bahane edilerek yirmi sekiz sene sürgün, işkence, hapis ve zehirlenmeler reva görülerek, dünya ona cehenneme çevrilmeye çalışıldı.

Şayet Bediüzzaman, kendisine teklif edilen çok cazip şeyleri kabul etseydi ve resmi ideoloji ile uyumlu çalışsaydı, beyler ve paşalar gibi rahat eder, servet ve saltanat içinde yaşardı. Fakat, o zaman da ne izzeti, ne hizmeti, ne şerefi ve ne de Risale-i Nur tefsirleri ortaya çıkmazdı. İlke ve inkılapların ve devrimlerin fetvacısı durumunda olarak çok büyük bir vebal altında kalırdı. Bir kısım hocaların ve şeyhlerin acıklı durumuna düşerdi.

Evet, millet tarafından bir kısmı kabul edilmeyen ve uygulanmayan ilke ve inkılaplar, daha doğrusu resmi ideoloji; yeni, sivil, hürriyetçi, kapsayıcı ve demokrat bir anayasa yapılmak suretiyle, tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmayı bekliyor. Fırat kanununa aykırı olan resmi ideoloji bir gün nasıl olsa düzeltilecektir. Yeni seçilen Meclis mutlaka bunu yapmalıdır. Milletçe biz de bunu dört gözle bekliyor ve dua ediyoruz.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap