Sözün başında söylemek gerekirse, Risale-i Nur mesleğinde kadrolaşmak suretiyle kısa veya uzun vadede devlete hâkim olup yönetmek gibi bir hedef asla takip edilmez.
Bu ülkenin demokrat ve vatansever insanları olarak, çeşitli üniversitelerde okuyan genç nesillerimizin, elbette zamanla bürokrasinin ve devletin muhtelif kademelerinde vazife almaları normal bir neticedir. Ancak, Risale-i Nur’dan hakkıyla ders alan Nur Talebeleri, asıl vazifelerinin, tahkiki iman dersleriyle toplumun taklidî olan imanlarını kuvvetlendirmek ve imanla kabre girmelerine yardımcı olmak olduğunu çok iyi bilirler. Çünkü, asıl zayıf olan taraf orasıdır. Dünya hayatı çok çabuk geçmektedir. Bunun dışındaki maksat ve hedeflere ayıracak vakit bile yoktur.
Hayatın geniş dairelerine dair noksanları düzeltmek işi, yine fertlerin ve toplumun düzeltilmesinden geçiyor. Yoksa, din namına devlet yönetimini ele geçirip, yukarıdan aşağıya doğru toplumu düzeltmeye çalışmak tehlikeli sonuçlara sebep olur. Bu mânâlara dikkat çeken Bediüzzaman şu tespiti yapmaktadır: “Bu zamanda ehl-i imanın en büyük tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalâletle kalplerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare-i yegânesi nurdur, nur göstermektir ki, kalpler ıslah olsun. Eğer siyaset topuzuyla hareket edilse, galebe çalınsa, o kâfirler münafık derecesine iner. Kâfir, münafıktan daha fenadır. Demek, topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez. O vakit küfür (inkâr) kalbe girer, saklanır, nifaka inkılap eder. Hem nur, hem topuz (siyaset); ikisi bu zamanda benim gibi bir aciz yapamaz. Onun için, bütün kuvvetimle nura sarılmaya mecbur olduğumdan, siyaset topuzu ne şekilde olursa olsun bakmamak lâzım geliyor.” (Lem’alar s. 269)
asyanur.info samicbeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

