Siyaset

İSLÂMÎ DEMOKRASİ MÜMKÜN- 5

(Dünden devam)

Seçim, adalet, meşveret, kanun hâkimiyeti, devlet işlerinin ehline verilmesi, insan hakları, anayasa, kuvvetler ayrılığı gibi İslâmî esaslar ve Asr-ı Saadetteki tatbikatlarla; cumhuriyet ve demokrasinin temel prensiplerine bakıldığında, İslâm ile demokrasi arasına büyük benzerlikler olduğu görülür.

İslâm dinini ve şeriat kanunlarını sadece el kesmek ve zina edenleri taşlamak gibi bir kaç konuya münhasır zanneden kimselerin, ne kadar yanılgı içinde oldukları açık bir gerçektir. İslâm dini ve şeriat kanunları itikat, ibadet, ahlâk, muamelât ve had cezalarından meydana gelen bir bütündür. Bu bütünlüğün yüzde biri siyasete taallûk eder. Yüzde doksan dokuzu iman, âhiret, ahlâk, ibadet ve fazilete dairdir.

Telif ettiği Kur’an tefsirlerinde meşrutiyet, cumhuriyet ve demokrasi kavramlarını aynı anlamda kullanan Bediüzzaman Hazretleri, isimden ziyade muhtevaya önem vermiş “Tebeddül-ü esma (isimlerin değişmesi) ile hakikat değişmez.” demiştir.

Buraya kadar beyan ettiğimiz ifadelerimiz ve tespitlerimizden söylemek istediğimiz şey şudur: İslâm ve demokrasi kavramları birbiri içinde olan ve birbirini reddetmeyen hakikatlerdir. İslâm vahyin ürünü, demokrasi gerçeği ise insan aklının ürünüdür. Vahiy ise, her zaman insan aklının çok ilerisindedir.

Cehaletten kaynaklanan karşılıklı tepkiler veya kavram kargaşasından meydana gelen fitnelerle, demokrasiye karşı olduğunu söyleyen bir kısım radikal dindarlar veya şeriat karşıtı olduğunu söyleyen bir kısım lâiklik taraftarları asâyiş ve huzuru, emniyet ve güveni bozmamalıdır. Bilakis, medenice birbirini dinleyip, doğru bilgiler çerçevesinde anlaşmayı tercih etmelidir. Zira, hepimiz aynı ülkenin insanları ve aynı dinin mensuplarıyız.

Hülâsa, İslâm dini demokrasiyle idare edilen mükemmel bir hürriyet ortamında en yüksek yerini alacak ve onun yüceliği herkes tarafından kabul edilecektir. Mükemmel mânâdaki bir demokrasi de, ancak İslâm dininin yaşandığı bir ortamda gerçekleşecek ve hayatını devam ettirecektir.

Netice; kendilerini dindar olarak kabul edenler, İslâmî karakterlerle zenginleştirilmiş ve ahlâkî değerlerle yüceltilmiş dindar mânâda bir cumhuriyetin ve İslâmî bir demokrasinin samimi olarak savunucusu olmalı, demokrat ve hürriyetperver bir toplum olmayı nihai bir hedef olarak görmeli ve her cihetle bu ulvî gayenin gerçekleşmesi için gereken gayreti şuurlu olarak göstermelidir. Zira, bu konuda Asr-ı Saadet en güzel bir örnek olarak önümüzde durmaktadır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap