(Dünden devam)

Bediüzzaman Hazretleri davasında tâviz vermemekle en doğrusunu yapıyordu. Çünkü, verilecek en küçük bir tâviz, yeni tâvizleri de beraberinde getirecekti. Ehl-i dünya ve ehl-i dalâlet bir tâvize kanaat etmezdi. Hoşgörü perdesinde onlara gösterilecek muhabbet, aç canavara muhabbetten farksızdı. Hem onların iştihasını arttırmaya ve hem de diş ve tırnağının kirasını istemeye sebep olurdu.

Evet, Bediüzzaman Hazretleri insanların ebedi hayatlarını kurtarmak için her türlü vesileyi kullanıyor fakat hak ve doğru bildiği kudsi davasından tâviz vermeyi de, dinden pişmanlık göstermekle eş değer görüyordu. Her türlü zahmet ve meşakkati onun için göğüslüyor ve onun için sabırla karşılık veriyordu.

İşte, Risale-i Nur’un hakiki ve sadık talebelerinin yolu buydu. Onlarda lüks ve ihtişam yoktu. Ehl-i dünyayı imrendirecek ve göz kamaştıracak şatafat yoktu. Fakat tâviz de yoktu. Zaten tâviz verilse, ehl-i dünya onları maddi imkânlara boğar, rahat ile yollarına devam ederlerdi. Ancak o zaman, ortada dava diye bir şey kalmaz, ehl-i dünyanın kontrolüne girilirdi.

İşte, mensubu olduğumuz ekol, üstlenmiş olduğu misyon gereği olarak, Bediüzzaman Hazretleri ile başlayan tâvizsiz bir davanın takipçiliğini yapıp; her türlü meşakkat ve zahmetlere katlanarak hizmetlerine devam etmeyi ve Süfyan komitesinin yaptığı manevi tahribatı, manevi ihlâs sırrı ile tamir etme vazifesini bir anlayış olarak icra etmeye her şey rağmen devam ediyor. Ne mutlu bu sadık Nur Talebelerine!

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)