17 Ağustos 1999 Marmara depreminden sonra, ekranlarda gördüğümüz dehşet tablosunu yerinde görmek ve o bölgede yaşayan kardeşlerimize geçmiş olsun demek için, bir grup Ankaralı kardeşlerle umumi temsilciler toplantısı dönüşünde önce Gebze’ye uğradık. Darıca semtinin dışında çok fazla tahribatı olmayan Gebze’de, bazı binaların hasar gördüğünü müşahede ettik. Bir miktar sohbet ettiğimiz Nur dershanesi sapasağlam duruyordu.

Depremde şehit verdiğimiz Hüseyin Yıldırım kardeşimizin ailesini ziyaret ettik. Ankara’dan yeni mezun ettiğimiz ehl-i hizmet bir eleman olan Hüseyin kardeşin babası, imandan gelen bir metanetle, beş çocuğundan tek oğlu olan evladını kaybetmenin acısına hayret verici bir tahammülle dayanıyordu.

Oradan biraz ileride oturan ve Gölcük’teki evini kaybeden değerli dâvâ arkadaşımız Ali Yılmazcan’a uğradık. Geçici olarak bir yazlık eve yerleştirilmişti. Yerle bir olan kooperatif binasındaki evini ve bütün eşyasını kaybeden Yılmazcan, şuurlu bir mümin olarak olaya hikmet gözüyle bakıp değerlendirme yapıyor, deprem gecesi her biri ayrı bir yerde olan aile efradından kimsenin zarar görmemesiyle teselli buluyordu.

Gebze’den vapurla Yalova’ya geçtik. Bir kısım kardeşlerimizle dershanemizde bir hayli dertleştik. Deprem gecesi vukua gelen dehşet tablosunu izah ederlerken tüylerimiz diken diken oldu. Bir depremden ziyade, uğultular, gürültüler ve gümbürtüler arasında adeta küçük bir kıyametin dehşetini yaşadıklarını söylüyorlardı. Dershanemize hiç bir şey olmamıştı. Yalova’ya girerken gördüğümüz hasarlı ve yıkılmış binalar vardı. Fakat, şehrin bir semti tamamen harap olmuştu. Özellikle bazı sefahet ve fuhuş yuvaları yerle bir olmuş haldeydi.

Gölcük’e giderken uğradığımız Karamürsel, Halıdere ve Değirmendere gibi yerlerde çok büyük tahribat vardı. Fakat, Gölcük meydanı tam bir savaş meydanı gibiydi. Aman Allah’ım! O nasıl bir manzaraydı öyle!

Donanma komutanlığının tam altından vuran depremin darbesi, kırılan fay hattıyla beraber şehrin alt bölgesini iki metre kadar aşağıya göçürmüş, deniz dört yüz metre kadar şehrin içine yaklaşmış ve sahil şeridindeki eğlence yerlerini, yalıları, apartmanları tamamen yutmuş ve sahilin haritasını değiştirmiş. Manzara, ekranlarda gördüklerimizden çok daha fazla dehşet vericiydi. Şehir merkezi tanınmaz bir durumdaydı. Önceden defalarca gidip gördüğüm Gölcük ilçesinin yerinde yeller esiyordu. Hayat adeta durmuş ve şehir terk edilmiş görüntüsü veriyordu. Fakat, dershanemiz ve onun bulunduğu sokaktaki binalar dimdik ayaktaydı. Arka sokaklar ise, yine yerle bir olmuştu. Gördüğümüz manzara hayret verici ve ibretlik bir tabloydu. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)