Allah’ın yarattığı varlıklarda çok cihette mucize durumlar vardır. Yarasalar da bunlardan biridir. Ağızları açık olarak uçan yarasaların en ilginç yanı , saniyede iki yüz çığlık çıkararak yankı sistemiyle yer tespiti yapmasıdır.
İnsan, en çok yirmi bin frekanslı sesleri duyabilirken, yarasalar iki yüz bin frekanslı sesleri rahatlıkla duyar. Büyük kulakları kendi çıkarttığı sesleri ayırt etmeye yarar. Binlerce yarasanın bulunduğu bir mağarada, bir kargaşa çıktığı zaman, uçarken kendi sesini ayırır ve o karanlıkta birbirine çarpmazlar. Canlı bir radar gibidir. İnsanların yaptığı sonar ve radar cihazlarından bir milyar kere daha hassastırlar. Uçuş esnasında son hızla giderken, sağa sola doksan derece dönüş yapabilen akrobat canlıların önde gelenlerindendir.
Türkiye’de dört aileye mensup otuz cinsi olduğu bilinmektedir. Geceleyin avlanan bu canlılar, arka tarafını bir kese gibi kullanarak böcekleri yakalar ve uçarken yer. En büyük düşmanları baykuşlardır.
Böylesine hassas ve insanların yaptığı sonar ve radar cihazlarından bir milyar kat daha hassas olarak yaratılan yarasalar, hangi tabiat ve tesadüfe havale edilebilir? Muhteşem bir sanatla yaratılan ve dünyanın neresinde olursa olsun aynı sisteme sahip olan yarasalar, nasıl sahipsiz ve sanatkârsız vücuda gelebilir? Bir iğne bile ustasız olmazsa, bu canlı radarlar nasıl ustasız olabilir? Her sanatlı varlıklar gibi, yarasalar dahi Yüce Yaratıcıya sayıları ve cihazları sayısınca şahitlik yapıyorlar.
İnsanların içinde yarasa tabiatlı olup hakikat ışığından korkanlar da vardır. Elinde güç ve imkân varsa, hakikatin bizzat kendisi ve vahye dayalı olan Kur’an-ı Kerim’i bile ortadan kaldırmaya çalışır. Böyle insanları Bediüzzaman Hazretleri yarasaya veya ateş böceğine benzetir ve der: “Ey dalâletâlûd mütemerrit insancık! Ateş böceğinden daha sönük kafa fenerinle nasıl şu güneşlere karşı gelebilirsin, üflemekle onları söndürmeye çalışırsın? Tuuuh, tuh, senin o münkir aklına! Nasıl o iki lisan-ı gayb ve şahadet ve bütün âlemlerin Rabbi ve şu kâinatın Sahibi namına ve onun hesabına söyledikleri sözleri ve dâvâları inkâr edebilirsin? Ey biçare ve sinekten daha âciz, daha hakir! Sen necisin ki, şu kâinatın Sahib-i ZülCelâlini tekzibe (yalanlamaya) yelteniyorsun?” (Sözler s. 493)
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

