İki sene önce yine bir ders vesilesiyle gittiğim Bolu’yu bu sefer daha farklı buldum. Önceki mülk dershaneye ilave olarak, mülkiyeti satın alınan bu geniş dershane Bolu’ya çok yakışmış.

Bir hayli gayretli olan hanımlar cenahı için de bir mülk dershane  satın alınmış olması da önemliydi. Gelecek sene teslim alınacak olan bu dershane, şefkat kahramanlarının hizmetlerinde ciddi inkişaflara vesile olacağı açık bir gerçekti. Zaten öğrenci bakımından üniversiteli kız öğrencilerin sayısının çokluğu bunu gösteriyordu. İman hizmetindeki bu şevk ve gayretlerinden dolayı onları tebrik ediyor ve başarılar diliyoruz.

Önceden planlandığı üzere, büro tarafından getirtilen yüz kırk kadar olan ve her birisi, Risale-i Nurların şerh ve izahı mahiyetinde bulunan kitaplarımızın dersten önce ve dersten sonra imzalanması da, Bolu’daki hizmetlerin bir başka güzel tarafıydı. Böylece, günlerce birlikte olmayı çok arzu ettiğimiz bu dâvâ arkadaşlarımızla, kitaplarımız vesilesiyle birlikte olmak ve birikim ve tecrübelerimizi paylaşmak imkânı oldu.

Dersten sonra, dershanede kalan öğrenci kardeşlerle gece geç saatlere kadar sohbet ettik. Bir hayli soruları vardı. Dilimiz döndüğünce cevaplamaya çalıştık. Bu hizmet Bediüzzaman Hazretlerinin manevi tasarrufu altındaydı. Allah, bizleri hem ferdî hem de gruplar halinde imtihandan geçiriyordu. Şevk içinde hizmetler devam ederken, bir kısım problemlerin olması kaçınılmazdı. Burası imtihan dünyasıydı. Problemlerin kökünü kazımak mümkün değildi. Zübeyir Ağabeyin dediği gibi biri bitecek diğeri başlayacak, o bitecek öbürü başlayacaktı. Bu imtihan böyle Kıyamete kadar devam edecekti. Hakta ittifakımız varken, daha hak olan adına ihtilaf çıkarmak ve tesanüdü bozmak büyük günahtı. Hayatını iman dâvâsına vakfeden hizmet adamlarıyla uğraşmak ve o müesseseyi  gözden düşürmek ise, bu hizmete yapılabilecek en büyük kötülüktü. Böyle yapanların akıbetleri her zaman berbat olmuştu. Hiç bir mazeret bizi bu hizmetten alıkoymamalıydı. Musibetlerin çok çeşitli olması, kulağımıza musikinin nağmeleri gibi gelmeliydi. Her zaman olaylara iyi cihetinden bakıp, safa vereni almak, keder vereni bırakmak felsefemiz olmalıydı. Özel sohbetimiz bu minval üzere sürüp gitti.

Cumartesi sabahı, dokuz on beş otobüsüyle Ankara’ya dönerken, hizmetin lezzetini aynı lezzet içinde hissediyor ve Bolulu kardeşlere dualar ediyordum.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)