Böylesine bunaltıcı ve karanlık bir atmosferde susmayan ve susturulamayan gür bir ses Türkiye semalarında yankılandı. “Ümitvar olunuz! Şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek seda, İslam’ın sedası olacaktır.” Bu sesin sahibi Bediüzzaman’dan başkası değildi.
Yepyeni bir nur doğmuştu. Adına Risale-i Nur dendi. İman hakikatlerini iki kere iki dört kat’iyetinde ispat etti. Dinsizlik cereyanlarını kovdu. Yerine iman nuru ve aydınlık getirdi. Risale-i Nur, sünuhat denilen ilhama dayalı eserler olarak ortaya çıktı. Dinsizliğin, komünizmin ve masonluğun belini kırdı. İman hakikatlerine dair daha başka eser yazılmasına ihtiyaç kalmayacak derecede yeni izahlar getirdi.
Bahsi geçen mânâlara açıklık getiren Bediüzzaman “Risale-i Nur, yalnız cüz’i bir tahribatı, bir küçük haneyi tamir etmiyor, belki külli bir tahribatı ve İslâmiyeti içine alan dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhit kal’ayı tamir ediyor. Ve yalnız hususi bir kalbi ve has bir vicdanı ıslaha çalışmıyor, belki bin seneden beri tedarik ve teraküm edilen müfsit aletler ile dehşetli rahnelenen kalb-i umumi ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun, bahusus avam-ı mü’mininin istinadgâhları olan İslâmî esasların ve cereyanların ve şeâirlerin kırılmasıyla bozulmaya yüz tutan vicdan-ı umumiyi, Kur’an’ın i’cazıyla o geniş yaralarını, Kur’an’ın ve imanın ilaçları ile tedavi etmeye çalışıyor. Elbette böyle külli ve dehşetli yaralara hakkalyakin derecesinde ve dağlar kuvvetinde hüccetler (deliller), cihazlar ve bin tiryak (İlaç) hasiyetinde mücerrep ilâçlar, hadsiz edviyeler (devalar) bulunmak gerektir ki, bu zamanda Kur’an-ı Mu’cizü’l Beyan’ın i’caz-ı manevisinden çıkan Risale-i Nur o vazifeyi görmekle beraber, imanın hadsiz mertebelerinde tarakkiyat ve inkişafata medardır (vesiledir).” (Kastamonu Lâhikası s. 55) demektedir.
Bahsi geçen izahlar çerçevesinde, Nur mesleğinin temel prensiplerini hakkıyla anlamaya ve hayata taşımaya çalışan bir cemaat olarak, âhirzamanın tahrip ve tamircilerini çok yakından tanıyor ve tamir safında yer alarak, iman hakikatlerine hizmetteki vazifemizi yapıyor ve vazife-i İlâhiyeye karışmıyoruz. Cadde-i Kübra-yı Kur’an’iye olan mesleğimizin temel prensiplerinden ayrılmamak ve taviz vermemek için âzamî gayret gösterip, gerektiğinde her türlü bedeli ödemekten de çekinmiyoruz. Bu da Rabbimizin fazlından bir ikramdır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

