İktisat; tutumlu olmak, saçıp savurmamak, müsrif olmamak anlamına gelir. Mümin olanların sahip olması gereken önemli bir sıfattır iktisat. Zira Cenab-ı Hak “Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz.” ferman etmekle, tutumlu olmayı mümin kullarına emrediyor. Nehirden abdest alırken bile israf etmemeyi emreden bir dinin mensupları nasıl müsrif olabilir? Fert bazında iktisatlı davranmayı öngören bir dinin mesupları, aynı vasfı devlet bazında da gösterseler, medeniyet yarışında Batılı devletleri yakalar ve hatta onları geçebilirler.
Fakat, müsrif bir alışkanlığın kurbanı olan devlet mekanizması o zihniyetten kurtulup, iktisada dayalı bir karakter kazanmadan bu yarışı kazanması mümkün görünmüyor. Halbuki, iktisat sebeb-i izzet ve kemâl olduğunu söyleyen Bediüzzaman’a millet ve devlet olarak kulak verseydik, belki bu gün süper devletlerle iktisaden yarışan ikinci bir Japonya olabilirdik.
İktisada riayetin izzet sebebi olduğunu Bediüzzaman şu ilginç misalle anlatır: “Bir zaman dünyaca sehavetle (cömertlikle) meşhur Hatem-i Tâi, mühim bir ziyafet veriyor. Misafirlerine gayet fazla hediyeler verdiği vakit, çölde gezmeye çıkıyor. Bakar ki, ihtiyar fakir bir adam, bir yük dikenli çalı ve gevenleri beline yüklemiş, cesedine batıyor, kanatıyor. Hatem ona dedi: “Hatem-i Tâi, hediyelerle beraber mühim bir ziyafet veriyor. Sen de oraya git; beş kuruşluk çalı yüküne bedel beş yüz kuruşu alırsın.” O muktesit ihtiyar demiş ki: “Ben bu dikenli yükümü izzetimle çekerim, kaldırırım; Hatem-i Tâi’nin minnetini almam.” Sonra Hatem-i Tâi’den sormuşlar: “Sen kendinden daha civanmert, aziz, kimi bulmuşsun?” Demiş: “İşte o sahrada rast geldiğim o muktesit ihtiyarı benden daha aziz, daha yüksek, daha civanmert gördüm.” (Lem’alar s. 147)
Evet; devletin, milletin ve memleketin, izzet, haysiyet ve şerefini düşünen devlet adamları, yatırım, üretimle beraber, her şeyden önce iktisadı esas almalı ve devlet eliyle yapılan anormal israfa dur demelidir.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

