Yaratılıştan medeni olan insan, diğer insanlarla birlikte toplu halde yaşamaya mecburdur. Hayvan gibi bir postla yaşayamayacağı için, muhtelif ihtiyaçlarını sair insanların yardımıyla ancak temin edebilir.

Cenab-ı Hak, nihayetsiz hikmetler için insan nev’ini çok farklı mizaç ve maişet itibariyle çok muhtelif derecelerde halk etmiştir. O ihtilafa binaen zenginleri fakirlerin yardımına davet ediyor. Halbuki, zenginler fakirlerin acınacak perişan hallerini, oruçtaki açlıkla tam hissedebilirler. Nefsine oruç tutturmayan nice zenginler, açlık ve fakirliğin ne olduğunu idrak edemez ve diğer insanlara şefkat ve merhamet duygusunu hissedemez.

Aslında insan, diğergam olmak ve kendinden başkalarını da düşünmek durumundadır. Bundan dolayı “Eğer acıyı hissediyorsan canlısın. Başkalarının da acısını hissediyorsan insansın.” denilmiştir. Bilhassa Müslümanların bu hakikatten âzami ölçüde hissedar olması icap eder. Zira hadis-i şerifte “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.”buyrulmuştur.

Bu noktaya ziyadesiyle ehemmiyet veren Bediüzzaman, insaniyetteki hem cinsine şefkat, merhamet ve diğergamlığın, şükr-ü hakikinin bir esası olduğunu belirtir. Hangi fert olursa olsun, kendinden bir cihette fakiri bulabilir ve ona karşı şefkatle mükellef olduğunu beyan etmektedir.

İşte oruç, bu nokta-i nazardan çok  önem arz etmekte ve sosyal hayattaki yardımlaşmanın temelini teşkil etmektedir. Bunun yerini başka şeyler tutamaz.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)