NEFSİN KÖR NOKTALARI
İman ve İbadet

NEFSİN KÖR NOKTALARI

Göklerin, yerin ve dağların yüklenmekten çekindikleri ve farazi bir şirkten korktukları, ene denilen cihazın da bağlı olduğu yer insan nefsidir.

Nefis öylesine kompleks ve karmaşık bir yapıya sahiptir ki, onu tamamıyla anlamak ve keşfetmek kolay değildir.

İnsanın imtihanına ve manevi terakkisine vesile olan nefsin, çeşitli hile ve oyunları olduğu gibi, fark edilmesi zor kör noktaları da vardır. O kör noktalar gerçekleri görmesine ve hakkı kabul etmesine mani olur.

Meselâ, tembellikten dolayı kulluk vazifesini ihmal eden ve ibadetten kaçan bir nefis, onun her halini gözetleyen bir Zatın bulunmasını istemez. Bu yüzden bir Yaratıcının bulunmamasını temenni eder, sonra tasavvur eder ve nihayet yok olduğuna inanmakla din dairesinden çıkar. Böyle bir sonuçtan Allah herkesi korusun.

Keza, delil ve ispatlarla dolu bir sarayda, nefis kör noktasından dolayı bir taşında bir zaafiyet görse, sarayı bütünüyle inkâr etmeye cüret eder. Cehalet ve ahmaklığın en dehşetlisini sergiler. Keza, bütün mahlûkatı terbiye eden, rızıklandıran, lütuf ve ihsanlarda bulunan Cenab-ı Hakkın rahmet tecellilerine kendisi de dahil olduğu halde, nefis Allah’tan gizlenebileceğini ve Onun kontrolünün haricinde kalabileceğini sanıyor. Güya, milyarlarca insanın arasında ve uçsuz bucaksız kâinattaki sonsuz icraatları yanında, Allah onu ihmal edecek ve küçük büyük her amelini zapdetmeyecek. Allah’tan saklanabileceğini ve Ondan habersiz her istediği işleri yapabileceğini zannediyor.

Keza, vazife olduğu takdirde nefis hizmetten kaçar ancak mükâfat ve ücret zamanı geldiğinde en ön safa atlar. Onu ıslah etmenin yolu hizmet zamanı ileri sürmek, ücret ve mükâfat vaktinde de geri çekmektir.

Keza, imtihana vesile olma gereği nefis önce ve bizzat kendini sever. Başka şeyleri nefsine feda eder. Kendine muhabbet gözü ile baktığı için ayıp ve kusurlarını görmez ve görmek istemez. Avukat gibi kendini müdafaa eder. Kabahat ve kusurlarını üstüne almaz. Nefsi terbiye etmenin ve temizlemenin yolu, onu temize çıkarmamak ve yanlışlarına taraftar olmamaktır.

Keza, insanın öncelikle kendisini sevmesinin sebebi, kendine en yakın olanın nefsi olmasıdır. Allah ise bize, bizden daha yakındır. Nefsimizden daha yakın olan Allah, her şeyden ve nefsimizden binler derece daha sevilmeye lâyık değil midir? Allah’ı sevmenin en kısa ve kolay yolu ise, Allah Resulünün (asm) Sünnet-i Seniyesine tâbi olmaktır.

Evet, nefsin kör noktalarından kurtulmanın ve kendimizi aşmanın tek reçetesi, Kur’an ve Sünnete tâbi olmak ve o kaleye sığınmaktır.

asyanur.info

 

Yorum Yap