Kur’an ayetlerine veya hadis-i şeriflere dayanarak bir kısım geleceğe dair haberler veren Bediüzzaman Hazretleri, 1951 yılında kaleme aldığı bir dersinde “Şimdi ekilen küfür tohumları zamanında ıslah edilmezse, yirmi sene sonra tokatları çok şiddetli olacak.”demiş. 1968 yılında Fransa’da başlayan ve Türkiye dahil bir çok ülkelere sirayet eden ve anarşizmi netice veren gençlik hareketleri ve sokak anarşisi, Bediüzzaman’ı doğrulamıştır.
Keza; “Bu asil Türk milleti, Halk Partisini kendi ihtiyarıyla kat’iyen iktidara getirmeyecek.”demiş. Yetmiş senelik demokrasi hayatımızda, millet tek başına o partiyi iktidara getirmeyerek yine Üstadı tasdik etmiştir. Şayet iktidara gelmişse, ya ihtilâl yapan askerler sayesinde, ya da değişik partilerle koalisyonlar kurarak gelebilmiştir. Geldiği zaman da, ülke yokluk, kuyruk, kıtlık ve çeşitli âfetlerle uğraşmaktan kendini kurtaramamıştır.
Keza; Demokrat Partiye yaptığı ikazda “Halkçılar ırkçıları elde edip, size darbe vurmalarına kavi bir ihtimal-i kat’i hissettim. Cidden telâş ediyorum.”demiş. Türkçülüğü esas alan milliyetçileri ve orduyu arkasına alan Halk partisi, yine Bediüzzaman’ın haklılığını teyit etmiştir.
Keza; “Her iki deccalın üç devre-i istibdatları mânâsında üç günü var. Dördüncü günü ve devresi bir şey yapmaz, âdileşir, eyyam-ı saire (diğer günler) gibidir.”tespitini yapmış. Bütün bunlar milletin gözü önünde yaşandı ve meseleyi bilenler tarafından görüldü.
Keza; “Otuz kırk sene sonra fecr-i sadık çıkacak.”demiş ve çıkmış. Fakat, bu kadarcık gelişmelere bile tahammül edemeyen odaklar ve taraftarları 28 Şubat sürecinde “Bir dakika karanlık”denilen ışık söndürme eylemleriyle, ülkenin sabaha giden yönünü, gecenin zifiri karanlığına döndürmeye yeltenmişlerdir.
Keza; “Yüzde altmış yetmiş tam dindarlığa ulaşmadan İttihad-ı İslâm Partisi başa geçmemeli. Yoksa, dini siyasete alet etmeye mecbur olur.” ikazını yapmış. Ne kadar da haklıymış.
Keza; “Din adına siyasi bir parti kurulmamalı. Zira din, umumun mukaddes malıdır. Din inhisar altına alınamaz. Yoksa, kahir bir ekseriyette din aleyhtarlığı meylini uyandırmaya sebep olur. Din siyasete alet edilemez. Siyaset dine tâbi ve hizmetkâr olmalıdır.” ikazlarıyla, Bediüzzaman’ın ne kadar haklı ve isabetli irşatlarda bulunduğu zamanla daha iyi anlaşıldı.
Keza; “Asker neferatı siyasete karışmaz. Yeniçeri ocağı buna şahittir.”tespitinin de ne kadar haklı ve doğru olduğunu gördük. Bir zamanlar boylu boyunca siyaset bataklığına giren ve ülkeyi gizli bir diktatörlükle idare edilen ikinci sınıf demokrat bir ülke konumuna itenler, Batılı demokrasilerden dışlanmamıza Ve Avrupa Birliğine alınmayışımıza sebebiyet veriyorlar.
Evet, Bediüzzaman o günlerden bu günlere, hatta daha sonraki zamanlara kadar vukua gelecek hadiselerden bahsetmektedir. Olumlu ya da olumsuz verdiği bütün haberler aynen veya az bir yorumla çıkmaktadır. Zira o, kendiliğinden söylemiyor. Kur’an’ ve hadise dayanıyor. Bize düşen, milletçe ona kulak vermek ve yaptığı ikazlara önem verip dikkate almaktır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

