Yeni Asya gazetesi, Bediüzzaman ve Risale-i Nur’ları sürekli ülke gündeminde tutmak ve iman hakikatlerinden bütün bir milletin istifadesini sağlamak maksadıyla 21 Şubat 1970 yılında basın âleminde doğdu. Zübeyir Ağabeyin “Kardeşlerim! Lahana yaprağı kadar da olsa, mutlaka günlük bir gazete çıkarmamız lâzım. Zira, İslâm’a ve Risale-i Nurlara yapılan haksız hücumları ancak böyle püskürtebiliriz.”fikri bu gazetenin doğmasına sebep oldu.

Bu teşebbüsün üzerinden tam elli sene geçti. Bu zaman zarfında Yeni Asya ne badireler ve sıkıntılar yaşadı! 12 Mart 1971 yılında  daha işin başındayken muhtıracılar tarafından bir hafta kapatıldı. 12 Eylül 1980 ihtilâlinde tam 470 gün kapatıldı. Onun yerine Yeni Nesil, o kapatılınca Tasvir, o da kapatılınca Hür Yurt devreye girdi. Yeni Nesil’e izin çıkılınca 1990 yılına kadar  o isimle devam etti. Bahsi geçen tarihte içten bir darbe yapılınca, bu sefer tekrar Yeni Asya adıyla bu günler kadar geldi. Doğru yapılanları söylemekten imtina etmeyen, yanlış yapılan icraatları ise, cesurca söylemekten kaçınmayan Yeni Asya’nın bu çok şerefli mazisinin ellinci yılını kutlamak için, iki binden fazla okuyucu kitlesi olarak salondaydık. Türkiye’nin her tarafından, bu kış kıyamette otobüslerle veya özel arabalarıyla kadınlı erkekli sel gibi akıp gelmişlerdi. Âdeta bir bayram havası yaşanıyordu. Muhabbet fedaileri musafahalar ve kucaklaşmalar eşliğinde hasret gideriyorlardı. Görebildiğim yüzlerce dâvâ adamıyla kucaklaşmaktan kaburga kemiklerim ağrımıştı. Yüzleri nur, içleri nur olan bu insanlar, uzun yıllar çekilen sıkıntıları unutmuş, gazetelerinin kutlamasını gülen yüzleriyle yapıyorlardı.

Yeni Asya’nın yaşadığı sıkıntılar, şiir dinletileri, Yeni Asya marşı, ilâhiler, kum gösterisi ve Mehmet Kutlular belgeseliyle doyurucu bir program hazırlanmıştı. Sembolik anlamda da olsa, bazılarına verilen plâketler de programa ayrı bir renk kattı. Üç saat süren verimli bir toplantının ardından, bu sefer veda kucaklaşmaları eşliğinde ve muhabbet seli içinde, sükûnetle geldiği memleketlere dönen bu insanlar, Türkiye’nin birlik  ve beraberliğinde önemli bir rol oynuyorlar. Devler adamları bu tabloyu doğru okumalı ve onları kudsî hizmetlerinde rahat bırakmalıdır. Onlar bu ülkenin manevi bir çimentosudur. Zira, din kardeşliği potasında her türlü etnik kökeni bir arada tutmayı başarıyorlar. Onlara ne mutlu!

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)