(Dünden devam)
Bulunduğumuz hizmet mahallerinde bir kişi de olsak veya tek başımıza da kalsak, Kur’an nurlarını âleme ilân edip bu mukaddes iman bayrağını dalgalandırmak icap eder. İllerde, ilçelerde, beldelerde, dağlarda ve hatta mezralarda da olsak, vatanın her karış toprağını kutsal bilip, bu vatanın Müslüman ahalisinin imanını, inkâr ve dalâlet tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiret saadetine vesile olmak, Kur’an ve iman hizmetkârlarının en birinci vazifesi olduğu her zaman hatırda tutulması gerekir.
Bu hizmet esnasında fütur, gevşeklik, bezginlik, usanç ve yılgınlık gibi şeyler tesir etmemeli ve bilakis şartların ağırlaşması hizmet şevkimizi kamçılamalıdır. Bu hususta, Bediüzzaman Hazretlerinin Hulusi Ağabeye hitaben yaptığı bir ders rehberimiz olmalıdır:
“Aziz kardeşlerim, bahar ve yazın meşgaleleri, hem gecelerin kısa olması, hem şuhûr-u selâsenin (üç ayların) gitmesi, ekser kardaşların bir derece neşeli kış dersine fütur (gevşeklik) verir. Fakat onlardan gelen fütur, size fütur vermesin. Çünkü, o dersler ulûm-u imaniyeden olduğu için, bir insan yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter. Bâhusus siz daima bir iki hakiki kardaşı da bulursunuz. Hem o dersi dinleyenler yalnız insanlar değil. Cenab-ı Hakkın zîşuur çok mahlûkatı vardır ki, hakaik-ı imaniyenin (iman hakikatlerinin) istimaından (dinlemesinden) zevk alırlar. Sizin o kısım arkadaşınız ve müstemi’leriniz (dinleyenleriniz) çoktur. Hem mütefekkirâne (tefekkür ederek) o çeşit sohbet-i imaniye, zemin yüzünün bir manevi zineti (süsü) ve medar-ı şerefi (şeref vesilesi) olduğuna işareten biri demiş: ‘Semâvat zemine gıpta eder ki; zeminde hâlisen-Lillah sohbet ve zikir ve tefekkür için bir iki adam bir iki nefes, yani bir iki dakika beraber otururlar, Sani-i Zülcelâlinin (Allah’ın) çok güzel âsâr-ı sanatını (sanat eserlerini) ve çok hikmetli ve süslü âsâr-ı sanatını birbirine göstererek Sani’lerini (Sanatkârını) sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler. Hem de ilim iki kısımdır: Bir nevi ilim var ki, bir defa bilinse ve bir iki defa düşünülse kâfi gelir. Diğer kısmı, ekmek gibi, su gibi her vakit insan onu düşünmeye muhtaç olur. Bir defa anladım yeter diyemez. İşte ulûm-u imaniye bu kısımdandır. Önümüzdeki Sözler, ekseriyet itibariyle inşaallah o cümledendir.” (Barla Lâhikası s. 143)
Evet. Hizmet, durmadan dinlenmeden hizmete devam etmek hayat anlayışımız olmalıdır. Zira, bu milletin her bir ferdinin Risale-i Nur’a ve iman hizmetine ekmek, hava ve su gibi ihtiyacı vardır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

