10 Nisan 2015 Cuma günü ulaştığım Kahraman Maraş’a üç sene önce de gitmiştim. Fakat bu seferki gidişim, çok farklı şeyler öğrenmeme vesile oldu.
Bir saat süren yolculuğun sonuna yaklaşırken biraz sohbet ettiğimiz Muhammed adındaki genç, acemi birliği eğitimini bitirmiş, dağıtım öncesi memleketine gelen bir askerdi. O da toplumun büyük ekseriyeti gibi inançlı, fakat beş vakit namazını erteleyenler grubundaydı. Sohbetin sonunda hemen namaza başlayacağını ve asker ocağında dahi devam ettireceğini söyleyen bu gence, okuduğum gazetemi ve Tefekkür Penceresini hediye ettik. Hizmetin kerameti işte böyle bir şeydi. Bazen bir sohbet, insanların hayatlarında büyük bir değişim ve iyileşmeye vesile oluyordu. Öyle ise hiç durmamalı ve çevremizle muhakkak iman hakikatlerini paylaşmalıydık.
Hava alanında karşılamaya gelen Mehmet ve Hüseyin Beylerle sür’atle hizmet merkezine geçtik. Bir müddet istirahatten sonra, ikindi namazını Abdülhamit Camisinde kıldık. Cuma günleri altı bin kişiyle namaz kılınan bu muhteşem mâbet, alt katı ile birlikte mübarek gecelerde yirmi bin kişiyi alabiliyormuş. Hem caminin dernek başkanı hem de imamlığını yapan Ömer Faruk Hocanın verdiği bilgiye göre, 1993 yılında temeli atılan bu caminin yapımı yirmi bir yıl sürmüş. Mimari projesi, Edirne Selimiye Camisi ile Sultan Ahmet Camilerinin harmanlanmasından meydana gelen caminin iç alanı 3300 metrekare, kubbe yüksekliği 46 metre olup, dört minaresi ile Kahraman Maraş’ın her tarafından görülebilen yüksek bir tepeye inşa edilmiş. Gerçekten ziyaret edilmeye ve görülmeye değer muhteşem bir eserdi. Emeği geçen herkesten Allah ebediyen razı olsun, amin.
Kahraman Maraş denilince ilk akla gelen elbette Sütçü İmam’dır. Adı imam ve süt satan bu cesur ve kahraman zat, süt satışı yaptığı büfenin karşısındaki hamamdan çıkan çarşaflı Müslüman kadınların, çarşaflarını yırtıp çıkarmaya çalışan Fransız askerlerine ilk kurşunu sıkarak, Maraş’ın kurtuluş mücadelesini ateşleyen ilk kişidir. Hakkında vur emri çıkarılan bu zat, sonra dağ köylerine kaçırılarak gözden kaybedilir.
Bir Cuma günü, Maraş kalesindeki Fransız bayrağını gören Ulu Cami imamı Rıdvan Hoca “Müslümanlar! Kalede Fransız bayrağının dalgalandığı bir işgal şehrinde Cuma namazı kılmak dinen caiz değildir. Önce yabancı bayrağını indirerek Türk bayrağını asmamız lâzım. Haydi din kardeşlerim kaleye çıkalım!” diyerek bayrağımızı direğe asarlar ve Cuma namazını ondan sonra kılarlar. Tarih 28 Kasım 1919 Cuma günüdür. Bu hadise de, Maraş ilinin kurtuluşunun başlangıcı olur.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

