Şu muvakkat, gelip geçici ve yalan dünyada her şeyle ve herkesle çok ciddi ve şiddetli imtihanlardan geçiyoruz. Fakat insanların çoğu bu imtihanların farkında bile olamadan buradan göçüp gidiyor. Farkında olanların da ekserisi, ne yazık ki bile bile bu imtihanı kaybederek gaflet içinde ömürlerini bitiriyorlar. Bunun bedeli âhirette çok ağır olacak ama oradaki pişmanlıklar sahibine hiç bir fayda vermeyecek.

Cenab-ı Hak, insan ruhunun hayatiyetini devam ettirebilmek için, mahiyetine yerleştirdiği akıl, gazap ve şehvet duygularını, itidal ve istikamet üzere kullanmak için vermiştir. Bu duyguların orta yolda kullanılması istikamet, ifrat ve tefrite düşmesi dalâlettir. Sevgili Peygamberimiz (asm) aklını hikmet, gazabını şecaat, şehvet duygusunu da iffet üzere kullanmıştır. Aklı başında ve Peygamberini gerçek anlamda seven müminler, her hal ve şartta Ona benzemeye ve izinden gitmeye çalışırlar. Tâ ki, Onunla birlikte ebedi cennetlerde beraber olabilsinler. Sevgili Peygamberimiz (asm), diğer insanlar için hep hüsn-ü zannı esas almıştır. Su-i zan denilen başkaları için kötü düşünmekten sürekli kaçınmıştır. Bu hüsn-ü zannıdır ki, çoğu zaman Onu haklı çıkarmıştır. Bir çok sahabeler müşrik halde iken, onlar hakkında hüsn-ü zannı ve yaptığı duaları neticesinde, daha sonra onlar İslâm’ın kahraman birer fedaisi olmuşlardır. Hazret-i Ömer (r.a.) ve diğerleri gibi…

Her meselede Kâinatın Efendisini (asm) esas alıp takip eden Bediüzzaman Hazretleri der ki: “Evet, insan hüsn-ü zanna memurdur. İnsan herkesi kendisinden üstün bilmelidir. Kendinde bulunan su-i ahlâkı, su-i zan saikasıyla başkalara teşmil etmesin ve başkalarının harekâtını, hikmetini bilmediğinden takbih etmesin (kötülemesin). Binaenaleyh, eslâf-ı izamın (eski İslâm büyüklerinin) hikmetini bilmediğimiz bazı hallerini beğenmemek su-i zandır. Su-i zan ise, maddi ve manevi içtimaiyatı zedeler.” (Mesnevi-i Nuriye s. 106)

Evet, sosyal hayatın bütün bağlarını koparan, muhabbet ve sevgi yerine, kin ve nefret tohumlarını yeşerterek, aile hayatından cemaate, oradan millet ve devlete kadar uzanan bütün kademe ve tabakalara kadar ayrılık ve fitnelere sebep olan önce su-i zan, sonra yalan haber ve gıybetlere varıncaya kadar olan bütün olumsuzluklar her şeyi darmadağın eder. Tahrip ve yıkmak kolay olduğu için, onların tamiri de çabuk gerçekleşmez.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)