(Dünden devam)

Evet, insanın yaşayışında ve hareketlerinde haram ve helâl demeden her istediğini yapması, hem dinimizde hem de kanunlar önünde kabul görmemiştir. Batılı toplumlar da, mutlak ve sınırsız hürriyet anlayışını terk etmeye başlamıştır. Her türlü hürriyetin başı boş kullanılmasının anarşi ve kargaşaya sebep olduğu görülerek, sınırlı hürriyet mantığı ile kanunlar çıkarılmaktadır.

Bahsi geçen noktayı nazara alan Bediüzzaman Hazretleri “Hürriyet-i mutlaka (sınırsız hürriyet) ise, vahşet-i mutlakadır, belki hayvanlıktır. Tahdid-i hürriyet (hürriyetlerin sınırlandırılması) dahi insaniyet nokta-i nazarından zaruridir.” (Hutbe-i Şâmiye s. 87) tespitini yapmıştır. Yine Münâzarât adındaki eserinde “Hürriyet budur ki, kanun-u adalet ve tedipten başka, hiç kimse kimseye tahakküm etmesin. Herkesin hukuku mahfuz kalsın, herkes hareket-i meşrûasında şahane serbest olsun.” (Münâzarât s. 57)

İnsanların temel hak ve hürriyetlerinin tamamını içine alan demokrasi kavramı içinde sistemleştirilen hürriyetlerin, İslâm hukuku içinde mükemmel anlamda varlığını göremiyoruz diyenlerin ne kadar haksız olduklarına halifeye “Seni şu kılıcımızla doğrulturuz.” diyecek kadar devlet başkanına karşı hür bir fikirle mukabelede bulunduklarından habersiz olanlara şahit oluyoruz. İslâm devletinin hudutları içinde yaşayan başka din mensuplarının bile, büyük ölçüde yararlandıkları hürriyetlerin hayata geçirilmiş olması, ayrıca hürriyetlerin belli bir sistem altına alınmasına ihtiyaç bırakmamıştır. Zira, İslâm dininde fert ve umumun hürriyetleri, her türlü teminat altına alınmıştır.

Evet “Hürriyet, Rahman olan Allah’ın bir hediyesidir. Çünkü o, imanın bir özelliğidir.” “Rabıta-i iman ile  Sultan-ı Kâinata hizmetkâr olan adam, başkasına tezellül ile tenezzül etmeye ve başkasının tahakküm ve istibdadı altına  girmeye izzet ve şehâmet-i imaniyesi bırakmadığı gibi, başkasının hürriyet ve hukukuna tecavüz etmeyi dahi, şefkat-i imaniyesi bırakmaz. Evet, bir padişahın doğru bir hizmetkârı, bir çobanın tahakkümüne tezellül etmez, bir bîçareye tahakküme dahi tenezzül etmez. Demek, iman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte Asr-ı Saadet..” (Münâzarât. s. 59)

Evet, İslâm dininin öngördüğü hürriyet-i şer’i kavramı, Batılı toplumların ulaştığı hürriyet kavramından daha mükemmel ve on dört asır daha öndedir. Asrımızda bu kavramı en güzel bir şekilde yorumlayan ve Kur’an ve Hadislere dayandıran da Bediüzzaman Hazretleridir.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)