İslam ve Kur'an

EHL-İ SÜNNET VE SAPIK FIRKALAR

“Yahudiler yetmiş bir. Hristiyanlar yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Benim ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılacak ve yalnız biri kurtulacak.”diye istikbalden haber veren ve gaybı gören nazarıyla Asr-ı Saadetten kıyamete kadar olacak hadiseleri izn-i İlâhi ile müşahede eden Allah Resulü (asm), ümmetiyle ilgili nice olaylara işaret etmiştir.

Gerçekten 71 fırkaya ayrılan Yahudiler ve 72 fırkaya ayrılan Hristiyanlar gibi, İslâm ümmeti de 73 fırkaya ayrılmıştır. İtikatta İmam-ı Eş’ari ve İmam-ı Matüridi’ye ve amelde dört hak mezhebe mensup olan ve Kitap, Sünnet, İcma-ı Ümmet ve Kıyas-ı fukaha denilen dört temel kaynağa dayanan Ehl-i Sünnet vel Cemaat büyük taifesi dışında kalan gruplar, fırâkı dâlle unvanını alarak, itikatta ve amelde sapıklar güruhuna dahil olmuşlardır.

Her ne kadar geniş bir İslâm coğrafyasında İslâm’ı temsil misyonunu Ehl-i Sünnet ifa ediyorsa da, uzun zamandan beri sürüp gelen manevi erozyon ve bilhassa iki asırdır fen ve felsefeden gelen dinsizlik hücumları karşısında sarsılan imanlar yüzünden ihmale uğrayan İslâmi yaşantı ve sapık fırkalara mensup radikal devletlerin varlığından dolayı, İslâm’ın güzelliği, nezâhet ve nezâfeti perdelenmiş, İslâm’ı kabullenmeye müsait dahili ve harici taliplilerine bir ürkme ve korku vermiştir.

Kur’an ve Sünnetten medet almayan ve bilhassa İsrailiyattan İslâm’a geçen hurafe fikirlerin ve  iman zayıflığından dolayı revaç bulması sonucu, her şeyi akıl ve mantık terazisiyle tartan bu asrın medeni insanları, hak din olan İslâm’a karşı mesafeli durma ihtiyacı hissetmiştir.

Bediüzzaman 1911 yılında kaleme aldığı Muhâkemat adındaki eserinde, İslâmiyetin mazi kıt’asını tamamen istila etmesine sekiz mani olduğunu beyan eder. Bunlar da, ecnebilerde taklit, cehalet, taassup ve papazların tahakkümü olduğunu; Müslümanlarda ise, çeşit çeşit istibdadın, ahlâksızlığın, ahvaldeki karışıklıkların ve durgunluğu netice veren ümitsizliğin olduğunu tespit etmekte; özellikle din ile fennin çatıştığı zannının sebep olduğunu söylemektedir.

Ancak, hakikati araştırma meyli, insan sevgisi ve insaf duygusunun inkişaf etmesi sonucu, bütün bahsi geçen engellerin bertaraf olacağını ifade etmekte, bu inanç ve kanaatle “Hak neşv-ü nema bulacaktır. Eğer çendan toprak altında gizlense.. Ve taraftar ve mültezimleri muzaffer olacaklardır, eğer çendan zaman ve zeminin merhametsizliğinden az ve zayıf olsalar… Hem de itikadımdır ki: İstikbalde hüküm sürecek ve her kıt’asında hâkim-i mutlak olacak yalnız hakikat-ı İslâmiyettir.”demektedir.

Evet bu kanaat, yavaş yavaş genel kabul görmeye başladı, elhamdülillah.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Yorum Yap