(Dünden devam)

Kurtuluş Savaşından sonra ilân edilen cumhuriyet sonrasında, yapılan olumsuz ve din karşıtı uygulamalar karşısında ümitlerin söndüğü ve milletin kolunun kanadının kırıldığı bir zamanda “Ümitvar olunuz! Şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür seda, İslâm’ın sedası olacaktır.” diyen Bediüzzaman Hazretleri manevi cihad meydanına atıldı.

“Dahildeki cihad maddi değil, ihlâs ile manevi tahribatı tamir şeklindedir. Millet irşat ve tenvir edilmelidir. “diyerek, ilim ve irfan yoluyla milletin yaralanan kalplerini ve zedelenen imanlarını tedaviye başladı. Bu çalışmanın sonucu olarak, Kur’an eczanesinden alınan ilâçlar gibi tesirli ve altı bin sayfayı aşkın ilhama dayalı bir Kur’an tefsiri ortaya çıktı ve adına Risale-i Nur denildi.

Bediüzzaman Hazretlerinin “Zaman, cemaat zamanıdır.” anlayışı ile Risale-i Nur etrafında muazzam ve şuurlu bir kitle meydana geldi. Bir asrı aşkın bir zamandan beri de, manevi tahrip ve yıkımları tamir etmek için yapılan ihlâslı çalışmalar devam ediyor ve kıyamete kadar da böyle devam edecek. Nezihâne, Nazikâne ve kavl-i leyyin üslubu ile gerçekleşen bu irşat ve tebliğ hizmeti, millet tarafından kabul gördü ve görmeye devam ediyor, elhamdülillah.

On saat süren uzun ve yorucu otobüs yolculuğumuz devam ederken, bu duygu ve düşüncelerle ulaştığımız Ege topraklarında mevsim kış ve şubat ayı olmasına rağmen ilkbahar mevsimi gelmiş, havalar iyice ısınmış, ağaçlar çiçek açmış ve her taraf yemyeşil olmuştu. Yol arkadaşım olan ve yıllarca Avustralya’da yaşamış olan Halil Yıldız kardeşim “Buralar Avustralya’ya ne kadar benziyor!” diyerek, hayret içinde kaldığını ifade ediyordu.

Tire ilçesinde gündüz esnaf ziyaretleri yaparak vaktimizi değerlendirdik. Akşam olduğunda ise geniş ders salonu tamamen dolmuştu. İzmir, Torbalı, Bayındır, Ödemiş gibi hizmet mahallerinden de katılanlarla, Tire dershanesi şenlenmişti. Muhtelif aralıklarla yaklaşık üç saati bulan ders ve sohbetimiz hepimiz için bir feyiz ve şevk kaynağı olmuştu.

Bediüzzaman Hazretleri asrın manevi sahibiydi. Eski evliyalar ve kelâm âlimlerinden farklı bir metot ile İslâm ve iman hakikatlerini anlatıyordu. Çağdaşı olan bir kısım âlimler gibi, din adına devlet yönetimine talip olmuyor, fertten cemiyete giden bir ıslahat hareketini takip ediyordu. Bu tarz, Peygamber Efendimizin (asm) metodu idi. Başkaları ne derse desin, bu metot ile kıyamete kadar bu iman hizmeti devam ettirilmeliydi.

Bu minval üzere devam eden ders ve sohbet bittiğinde herkes memnun olmuştu. Egeli gönül dostlarımız zaten bu istikamette hizmetlerine devam ederek geliyorlar ve böyle de devam ettireceklerdi. Maddi  baharın yanında, iman hizmetinin baharı da çoktan gelmişti. Bu iman kahramanlarına hizmetlerinde nice başarılar diliyoruz.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)