Mânâ-yı harfiyle yani Allah hesabına neye bakılırsa ibadet, mânâ-yı ismiyle yani Allah hesabına olmayan bütün bakışlar ve fenler dalâlettir. Bu itibarla, kâinata ve mahlukata San’atkârı adına bakılmalıdır. Bu tarz bir bakış tefekkürdür. Tefekkür de bir ibadettir. Hadis-i Şerife göre bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır.

“Deveye bakmazlar mı, nasıl yaratılmış?” (Gaşiye Suresi: 17) Sabah akşam devesine bakan, su ve yem verip tımar eden, yük taşıtıp, etinden, sütünden, tüyünden, derisinden gübresine varıncaya kadar her şeyinden istifade eden insanlara Cenab-ı Hak, devenin nasıl ve hangi özelliklerle yaratıldığına da bakmalarını istemektedir. Deve nasıl ibretle bakılması gereken mübarek bir hayvan ise, deve kuşu da aynı şekilde ibretlerle dolu bir sanat harikasıdır.

Kuşlar âleminin uçamayan tek üyesi devekuşudur. Çünkü, doksan ile yüz altmış kilo arasında değişen ağır gövdesini, kısa kanatları kaldırmaya yetmez. Buna karşılık, uzun ayakları koşu esnasında üç metrelik mesafeye uzanır. Saatte yetmiş kilometre hız yaptığı bilinen bir gerçektir. hatta bu hızın bazen doksan kilometreye kadar çıktığı görülür.

Uzun boynu, iri siyah gözleri, koca gövdesi ve onu taşıyan uzun bacaklarıyla görenleri hayran bırakan muhteşem bir sanat eseridir. Eti yenen kuşlar içinde, eti beyaz değil kırmızı olan tek kuştur. Dana etinden ayırmak kolay değildir. Bir devekuşundan yaklaşık otuz kırk kilo net et çıkar. Bir arkadaşım ikram etmişti. Gerçekten oldukça lezzetliydi.

Üretme çiftlikleriyle her coğrafyada yetiştirilebilen devekuşunun yumurtaları da ilginçtir. Her birisi bir buçuk ile iki kilo arasında ağırlığa sahiptir. Yirmi santim uzunluğu olan bu yumurtalar insan avucuna sığmaz. Bir tanesi sekiz on kişiye yeter. Yumurta kabuklarının olduğu yere örümceklerin giremediği de bilinen gerçeklerdendir.

Yetişkin devekuşlarının boyları iki metre seksen santimi bulur. Hülâsa, üç metreye yakın boyları ve altmış yetmiş sene süren ömürleriyle, kuşlar âleminin en ayrıcalıklı canlısı olan devekuşları, ibretle bakmaya ve Sanatkârı karşısında hayranlık duymaya lâyık varlıklardandır. Ruhuyla uyumlu bedeninde, her şey onun ihtiyacına cevap verecek tarzda planlanmış ve tasarlanmış. Bu hâl, ne tabiatın işi, ne de kör ve sağır tesadüf ve sebeplerin işi olabilir. Bu, ancak her şeyin her şeyini bilen ve her ihtiyacını görüp yerine getiren bir Kudretli Sanatkârın işi olabilir. Akıl ve sağlıklı düşünce bizi bu neticeye götürür.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)  (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)