Mahlukatın en şereflisi olarak yaratılan insan, fıtraten mükerrem olduğundan daima doğruyu, hakkı ve adaleti arıyor. Yalanı, haksızlığı ve adaletsizliği gördüğü zaman ona isyan etmek, yalana yalandır diye infial göstermek fıtratında vardır.
Zulüm, haksızlık ve adaletsizlik karşısında, en ceberut ve baskıcı dikta idarelerine insanlığın gösterdiği mukavemet ve direnç, zaman zaman isyanlara varan infiallerle tarih sayfaları doludur.
İnsan fıtratına yerleştirilen istidat ve kabiliyetlere bir had ve sınır konulmadığı için, olumsuz duygularının bir nihayeti ve özellikle zulüm damarının cinayetinin de sınırı yoktur. Bu yüzden, insan unsurunun olduğu her yerde mutlaka haksızlıklar, cinayetler ve zulümler kaçınılmaz bir neticedir. Onun için, bütün devletlerin en önem verdiği müesseselerin başında adalet kurumu gelir.
Fertlerin zulmü olduğu gibi, bizzat adaleti temin etmesi gereken devletin de zulüm yapma durumu söz konusudur. Tarihte bunun fazlasıyla örnekleri vardır.
Yüz bin kişiyi katleden Haccac-ı Zalim’e demişler : ” Sen neden Hazret-i Ömer (r.a. ) gibi adil değilsin? Niçin halkına zulmediyorsun?” O demiş: “Siz sahabeler gibi olun, ben de Hazret-i Ömer (r.a.) gibi adil olayım.” Bu ifadeleriyle “Neye lâyık olursanız, öylece idare olunursunuz.”hadis-i şerifini hatırlatmış oluyor. Ancak, böyle söylemesi onu zalim olmaktan kurtaramaz.
Tarihe diktatör ve zalim olarak geçmiş nice özel isimler vardır. Aynı onun gibi, zümre ve cunta istibdadı kurarak, tarihe geçmiş resmi ekipler de vardır. İttihat ve Terakki Fırkasının çığırından çıkarcasına muhaliflerini yok etmeye çalışması ve 1950 öncesindeki cumhuriyeti idare edenlerin uygulamalarındaki halkın inançlarını darmadağın eden diktacı yapıları gibi..
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

