Bediüzzaman Said Nursi

DÂVÂ ADAMLIĞI VE BEDİÜZZAMAN

Seksen senelik uzun ve bereketli ömrünü bu milletin hem dünyevî hem de uhrevî saadetine adayan Bediüzzaman Hazretleri, sonuna kadar çileli bir hayat yaşadı.

Allah demenin suç sayıldığı ve bir tek dînî eserin yazılmasına izin verilmediği karanlık ve müstebit bir dönemde, Kur’an’ın bu asra bakan en son dersini, Risale-i Nur Külliyatı adını verdiği altı bin sayfalık muazzam tefsirinde izah ve şerh etti. Fakat bu hizmetinden dolayı hâkim güç odaklarının hışmını ve hiddetini üstüne çekti. Cumhuriyet dönemi boyunca hayatı ya sürgünlerde  ya da zindan ve mahkemelerde geçti. Yirmi bir defa çeşitli şekillerde zehirlendi. Ancak Allah’ın hususi yardımıyla, o zehirler ona panzehir oldu. Hazret-i İbrahim’i (as) yakamayan ateş ve Hazret-i İsmail’i (as) kesemeyen bıçak gibi, verilen zehirlerin tesirini Cenab-ı Hak bertaraf etti.

Bütün ömrü harp meydanlarında, esaret zindanlarında veya memleket mahkemelerinde geçen Bediüzzaman, kendisine işkence ve zulüm edenlere beddua bile etmedi. “Eğer bana işkence edenler Risale-i Nurla imanlarını kurtarsalar, sizler şahit olun, ben onlara hep hakkımı helâl ettim.”deme büyüklüğünü gösterdi. Zira O, Kur’an’ın bir hizmetkârıydı. Herkesin dünya ve âhiretini kurtarmaya çalışmak, onun mesleğinin en temel anlayışıydı. Bu uğurda çekilecek zahmet ve meşakkatler bir asâlet ve şeref vesilesiydi. O vicdanen masum olduğunu biliyor ve onun rahatlığını yaşıyordu. Çekilen sıkıntılar, âhiret adına bir saadet ve terakkiye vasıtasıydı.

Bediüzzaman sadece tebliğe memur olduğunu biliyor, muvaffak etmenin Allah’a ait olduğunun şuurunu taşıyordu. İnançsızlar güruhu istemese de, Allah nurunu tamamlayacaktı. Her gecenin bir sabahı ve her kışın bir baharı olduğu gibi, insanlığın da  manevi bir sabahı ve bir baharı vardı ve her şeye rağmen o gerçekleşecekti.

“Benim ölümüm, hayatımdan ziyade dine hizmet edecek. Bir ölmüş ihtiyar Said’e bedel, binler genç Saidler o vazifeyi devam ettirecekler.”diyordu. İşte dâvâ adamlığı böyle bir şeydi. Kıyametler kopsa dâvâsından vazgeçmemek ve her zaman Allah’a karşı ümidini kesmeden, sabırla hizmetine devam etmekti. Cenab-ı Hak, bu şuuru bütün dâvâ adamı olanlara nasip etsin, inşaallah.

asyanur.info

 

Yorum Yap