Yurt Dışı Seyahat Notları

AVUSTRALYA SEYAHAT NOTLARI- 1 (HATIRA YAZILARI- 119)

Reklam

Türkiye’ye göre dünyanın arka yüzünde bulunan bu kıt’aya dâvet üzerine ikinci defa gidiyordum. Birinci gidişimde yol arkadaşım Ahmet Genç Ağabeydi. Bir buçuk gün süren uzun bir yolculuk yapmıştık. Ankara, istanbul, Bankok, Singapur üzerinden aktarmalı olarak Brisbane şehrine inmiş, üç günlük hizmetlerden sonra, kara yoluyla Sydney şehrine ulaşmıştık. On günlük hizmet programını müteakip, yine kara yoluyla Melbourne şehrine varmış ve on bir günlük faaliyetlerden sonra, Singapur üzerinden tekrar Türkiye’ye dönmüştük. Çok tatlı hatıralar ve gönül dostlarımız geride kalmıştı.

Bu seferki yol arkadaşım Halil Yıldız idi. Önemli bir iş için Türkiye’ye gelmişti. Birlikte gitmemiz güzel bir tevafuk oldu. 15 Aralık 2010 Çarşamba akşamı saat 19:30 Esenboğa Hava Alanından  hareket ettik. Yeni yol haritamız daha kısaydı. Katar Hava Yolları uçağıyla önce Katar’ın başkenti Doha’ya indik. Üç buçuk saat süren bir yolculuktu. Oradan daha büyük bir uçağa aktarma yapıldı. Uçak dört yüz kişilikti ve tamamen doluydu.

Aynı sırada bileti olan genç bir bayan, belinde problem olduğunu ve koridor tarafına oturmak istediğini söyledi. Memnuniyetle kabul ettik. Halil Yıldız cam kenarına oturmuştu. İngilizce pratiği olan Halil kardeşe güvenerek yol arkadaşımla tanıştık. Yol çok uzundu ve bu genç bayana dinimizle ilgili bir şeyler anlatmamız gerekiyordu. Paula adındaki genç bayan Polonyalı bir Hristiyan idi. Dört yıl Avustralya’da tahsil görmüş. Şimdi bir aylığına arkadaşlarını ziyarete gidiyordu. İslâm dini hakkında kısmen bilgisi vardı. Çünkü, Fas’lı Müslüman bir gençle arkadaş olmuş, evlenmek kararı içindeyken, çocukların illâ Müslüman olacağı gerekçesi söylendiği için vazgeçmiş. Bunun üzerine, Halil kardeşin de yardımı ile bir hayli sohbet ettik. Sonunda, Tabiat Risalesinin İngilizce tercümesini hediye ettik. Biz vazifemizi yapmıştık. Bundan sonrası Allah’ın hikmetine kalmıştı. İslâm dinini araştırması ve hidayete kavuşması için dua etmenin dışında bir vazifemiz kalmamıştı.

On iki bin kilometrelik ve on üç buçuk saat süren yol bir türlü bitmiyordu. Sürekli doğu istikametine gidiyorduk. Kolumdaki saate göre üç buçukta abdest alıp, hosteslere namaz kılmak istediğimi söyledim. Nezaketle yer gösterip battaniye serdiler. Namaz bittiğinde ortalık birden aydınlandı. Zamanlar birbirine karışmıştı. Uçağın saatte bin kilometre hızıyla, dünyanın dönüşü birbirine kavuşunca böyle garip durumlar oluyor.

Ertesi gün, Türkiye saatine göre saat on üçte Melbourne Hava Alanına indiğimizde, oranın yerel saatine göre gece saat on olmuştu. Dokuz saat zaman farkı vardı. Üç taksi cemaat bizi karşılamaya gelmişti. Yeni gençlerden üç dört kişi hariç hepsi tanıdığımız ağabeylerdi. Teker teker kucaklaştık ve hasret giderdik. Oradan Avustralya Nur Vakfına ulaştığımızda, kalabalık bir cemaat bizi bekliyordu. On iki sene sonra tekrar geldiğimiz bu kıt’adaki hizmete sahip çıkan bu Nur kahramanlarının çoğuna ismen hitap ederek kucaklaştık. Önceki gelişimizdeki hatıraları yad ettik. Türkiye’den gönderilen gönüller dolusu selâmları ilettik. Hakikaten, Allah için birbirini sevmenin, birlik ve beraberlik ruhu içinde aynı dâvâya ve cemaate mensup olmanın tadı bambaşkaydı. Dünyada manevi bir cennetin lezzeti yaşanıyordu. Özellikle, Yeni Asya Ekolü içinde olup, fikir birliğine sahip olmanın ayrı bir güzelliği vardı. Burada olanlarla, Türkiye’de bulunanlar arasında hiç fark yoktu. Yeni Asya hepimizi bir ve beraber yapıyordu. Bir saate yaklaşan sohbetten sonra istirahate çekildik. Yol yorgunluğunu atmalıydık. Perşembe akşamı böyle geçti.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)  (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap