İnsanlara verilen sayısız istidat ve kabiliyetler ve kıymetli ömür sermayesi, ebedi ve daimi bir saadeti kazanmak için verilmiştir. Onu kazanmanın yolu,  bu dünya hayatındayken yapacağımız manevi ticaretle doğru orantılı olduğunu bilmektir. Ve dünyayı âhiretin tarlası olarak görüp, ona göre çalışmaktır.

İşte, şuhur- u selâse denilen üç aylar, bu manevi ticaretin en kârlı bir pazar ve âhiret için en verimli bir tarladır. Zira, Recep, Şaban ve Ramazan aylarında iyi amellerin sevabı binlere, on binlere, özellikle Kadir gecesinde okunan her bir Kur’an harfine otuz bin kat sevaplar verildiği, Kur’an lisanıyla haber verilmektedir.

Evet, âhiret yolcusu olan bizlere sayısız imkânlar bahşeden Yüce Rabbimizin bu ihsan ve ikramlarına, ibadet ve itaatle karşılık verdiğimiz takdirde, elbette mahlûkatın en şereflisi ve cennete lâyık en muhterem bir misafiri oluruz.

Bu münasebetle kalbe nasıl geldiyse öyle yazdığım serbest bir şiiri sizlerle paylaşmak isterim.

ÂHİRET YOLCUSU

Allah’a giden yoldur ölüm,

Bunda şüphe mi var?

İnkâr edenedir sözüm,

Mânâ içinde mânâ var.

***************************

Anne karnında her azası tam çocuğun,

Orada onlara ihtiyacı mı var?

Dünya hanındaki yolculuğun,

Hikmet içinde hikmeti var.

*****************************

Her gelen dünyadan geçer gider,

Seferi biten geri gelmez.

Bir garip yolculuktur sürer gider,

Kefen giyip giden geri dönmez.

********************************

İnkâr edenlerin vay haline,

Orada onlar perişandır gelmez.

İman ehlinin bakın haline,

İman ışığı âhirette sönmez.

******************************

Yolcu yolunda gerek aldanmamalı,

Kur’an’daki emirlere boyun eğmeli.

Takva kalesine sığınmalı ki,

Dünyada yaşamaya değmeli.

Sami CEBECİ