Bütün semavi kitaplarda bulunan cennetle müjdelemek ve cehennemle tehdit etmek hakikatlerini çoğu insanlar bilmez veya duysa da kabul etmez. Nice ümmetler vardır ki, peygamberlerinin dâvetini işittikleri ve mucizelerini gördükleri halde inkâr ettiler. Hatta bazıları peygamberlerini şehit bile ettiler.
Fakat, peygamberlerin gönderilmesine, emir ve yasakların teklif edilmesine olumlu karşılık veren ve itaat eden toplulukların insan nev’ine kazandırdığı şeref ve kıymet, inkâr edenlerin verdiği zararı hiçe indirdiği için, bu imtihan meydanının açılmasına ve müsabaka ile imanlı fazilet ortamının oluşmasına sebep olmuş.
Âhirzaman şartları içinde sür’atli bir hayat yaşayan çoğu insanların, bunları düşünmeye bile vakitlerinin olmadığı gözlemleniyor. Hatta bunları düşünmeye dâvet edenlere bazıları akıl vermeye bile kalkıyor. “Bu meselelere fazla akıl yorma. Yoksa, kafayı üşütürsün.” diyorlar. Halbuki, kimse kimsenin âhiretini kazanacak değildir. Orada herkes kendi amellerinin karşılığını bulacaktır. Bir gün Peygamber Efendimizin (asm) “Ya Fatıma! Sakın ola ben bir peygamber kızıyım diye bana güvenmeyesin. Kendi elinle ne amel götüreceksen ona bak!” demesi, bahsini ettiğimiz gerçeğin çok önemli bir belgesidir.
Ara sıra uğradığım bir esnaf arkadaşa sordum: “Âhiret işleri nasıl gidiyor?” Önce şaşırdı. Böyle bir soru beklemiyordu her halde. Çünkü, herkes dünya işleri nasıl gittiğini soruyor ve kısaca “İşler nasıl?” diyorlardı. Sorduğum sorunun ciddiyetini anlayınca, mahcup bir eda ile “Maalesef hocam! Âhiret işlerim hiç iyi gitmiyor. Kendimi toparlamak istiyorum ama bir türlü başaramıyorum. Yaşım kırka dayandı. Çoluk çocuk sahibi oldum. İşim gücüm yerinde. Sür’atle âhiret tarafına doğru yaklaşıyorum fakat nafile. Ne yapacağımı ve nasıl toparlanacağımı bilemez haldeyim.” dedi. Kendisine usulü dairesinde bazı hakikatleri söylemeye çalıştım ve Küçük Sözler kitabını hediye ettim. Bu kitapların beraberce okunduğu sohbet toplantılarına dâvet ettim. İnsanı, içinde bulunduğu toplumun olumlu tavır ve yaşantıları etkilediğini söyledim. Dâvetimi kabul etti.
Zaten, kime iman ve Kur’an hakikatlerini söylesek ve o hakikatlerin müzakere edildiği sohbetlere dâvet etsek, kimse hayır demediği gibi, ayrıca dualar ediyor. O zaman şuurlu müminlere ve gayretli dâvâ adamlarına büyük iş düşüyor. İman hizmetiyle meşgul olan böylesine fedakâr insanları da, engellemek şöyle dursun, tam tersine her cihetle desteklemek toplum üzerine bir borçtur.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

