Uzun bir aradan sonra davet üzerine Uşak iline gidiyordum. Bu tür yolculuklarda daha bir dikkatli olduğum ve erken çıktığım halde, yoğun trafik yüzünden bir dakika geç terminale geldim. Doğrudan otobüsün olduğu perona gittim fakat Uşak otobüsü yoktu. Telâşla yazıhaneye gittim. “Otobüs gitti.” dediler.

Çok uzun yıllar hizmet hayatımda ilk defa başıma böyle bir şey geliyordu. Yapacak bir şey yoktu. Uşak’taki derse yetişmem sıkıntıya girmişti. Vazifeli kişiye “Şimdi ne olacak?” diye sordum. “Aynı biletle on yedi otobüsüyle göndereceğiz.” dedi. O sırada başka bir arkadaş daha geldi. Onun da Afyon’a gitmesi gerekiyordu. Aynı otobüsten o da bir bilet aldı. Bir buçuk saat beklemek durumunda kaldık. Elbette bunda da bir hayır vardır, dedim.

Geç kalmanın bedeli olarak 50 numaralı koltuğa oturdum. Uçak gibi konforlu bir otobüstü. Her koltuğun arkasında televizyon ekranı olup, istenilen kanal izleniyordu. Biraz sonra otuz yaşlarında genç birisi pencere tarafına oturdu ve kulaklığını takarak televizyon kanallarında gezinmeye başladı. Tamamen dış dünya ile alâkası kesilmiş, sanal dünyada kaybolup gitmişti. Kulaklığını ancak Uşak ilinde çıkardı. Hiç konuşmaya fırsatımız olmadı. Konforlu yolculuk hizmetimizi de engellemişti. Çok hayıflandım ama nasipten dışarı bir şey olmaz, diyerek teselli buldum.

Uşak terminalinde Mesut kardeş bizi bekliyordu. Kucaklaşarak süratle hizmet merkezine ulaştık. Seksen metrekarelik geniş salon oldukça kalabalıktı. Kaşbelen köyünden gelen genç yaşlı bir hayli gönül dostları da gelmişti. Bir buçuk saati aşan ders ve sohbetten sonra yatsı namazımızı kıldık. Seneler önce gittiğim Uşak ilinde, bir apartman girişinde tek dershane vardı. Bu gidişimde gördüm ki, dört katlı ve geniş daireli bir hizmet merkezi yapılmış. Halka ve gençliğe dönük ciddi çalışmalar ve projeleri vardı. Bu noktada, Uşak ilinin bu gayretli ve çalışkan dava adamlarına, Allah’tan başarılı ve ihlâslı hizmetler niyaz ediyoruz. Bu ilin hizmet cihetinde geleceğini parlak görüyoruz.

Cumartesi günü on üç otobüsüyle Afyon yolundayız. Gelirken geç kalmam ders olmuş ki, on beş dakika önceden terminalde hazır olduk. Vaktimizi de Cemil ve Hüseyin kardeşlerle sohbet ederek değerlendirdik. Hani, Temel idama mahkûm olmuş da, sehpaya götürülürken “Son bir isteğin var mı?” diye sormuşlar. O da “Bu, bana ders olsun.” demiş. Evet, başa gelen her şeyden iyi ders almalı ve gereği de yapılmalıdır. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)