(Dünden devam)

İslâm medeniyetin kaynağı olan Kur’an-ı Kerim, insanın nefsanî arzularının tecavüzlerini engelleyip, ruhu yüksek şeylere teşvik ve yüce duygularını tatmin eder ve insanı mükemmelliklere sevk edip, insanı gerçek insan eder. Böylesine faziletli insanlardan meydana gelen ve hayatın her alanında Allah rızasını gözeten kişilerin oluşturduğu bir toplumda, fıtrî bir dayanışma atmosferinin meydana gelmesi de tabii bir neticedir.

İman ve faziletin sonucu olan bu dayanışma tablosu, sosyal hayattaki kaos ve kargaşaların, çatışma ve boğuşmaların son bulmasını netice verecek, asayiş ve huzurun, emniyet ve güvenin gerçekleşmesini temin ederek, toplum hayatının katmanları arasında yardımlaşma prensibinin canlanmasına vesile olacaktır. İnsan nefsinin aşağılık arzularını frenleyerek, ruhu kemalâta  sevk etmekle serbest bırakmanın neticesi ise, hem dünya hem de âhiret saadetini temin edecektir. Evet, Kur’an terbiyesiyle yetişmiş fazilet sahibi insanlara cemiyetin şiddetle ihtiyacı vardır.

Faziletten mahrum olan insanlara, faziletsiz denir. Böyle insanlar, mahrum oldukları fazilet vasfından dolayı meydana gelen zayıflıklarını, fazilet gösterisi hareketler yaparak kapatmak ve başkaları üzerinde baskı aracı olarak kullanmak isterler. İhlâs hasletine ve fıtrî olmaya ters düşen böyle bir tavrın içine girildiği zaman, başkalarını sıkıntılı bir duruma sokmak her an mümkün olabilir ve dayanışmayı da zedeler.

Bahsi geçen hakikatten dolayı Bediüzzaman Hazretleri şu düsturu nazara verir: “Bu hizmet-i Kur’an’iyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde  faziletfüruşluk nev’inden gıpta damarını tahrik etmemektir.” İhlâsın çok önemli bir düsturu olan bu prensibi, iman ve Kur’an hizmetinin fedaileri olan dâvâ adamları, mutlaka dikkate almak ve yaşamak durumundadırlar.

asynur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)