Âhirzamanın şartları içinde en büyük fitnelerin kol gezdiği ve ehl-i iman için en dehşetli manevi kışların yaşandığı bir zamanda din için, iman için, doğruluk, hak, hukuk ve adalet için her şeyini feda eden ve emsalsiz eza ve cefalara muhatap edilen Bediüzzaman Hazretleri; 31 Mart hadisesi münasebetiyle çıkarıldığı askeri mahkemede “Hakkın hatırını kırmayacağım, hakikati söyleyeceğim. Zira hakkın hatırı âlidir. Hiç bir hatıra feda edilmez. Kimin hatırı kırılırsa kırılsın, yalnız hak sağ olsun.” (Divan-ı Harb-i Örfi s. 43) diyerek ortaya bir meslek koydu.

Bediüzzaman hayatı boyunca hak ve doğruluk yolunda emsalsiz işkence ve eziyetlere  sabırla karşılık verdi. “Evet, hakkı tanıyan, hakkın hatırını hiç bir hatıra feda etmez. Zira, hakkın hatırı âlidir, hiç bir hatıra feda etmemek gerektir.” ( Münâzarât s.49) beyanlarını daha sonra tekrarlayarak bu mânâyı iyice perçinledi.

Risale-i Nur mesleğinin orijinal kimliğini aynıyla korumayı kendine bir misyon olarak gören sâdık Nur Talebeleri, bir asra yakın bir zamandan beri haksızlığın karşısında ve  doğrunun yanında olduğu gibi; her türlü fitneden ve sokak hareketlerinden uzak durmasını bildi. Zira “Öyle fitneler meydana gelecek ki, o zamanda oturan ayakta durandan, ayakta duran fitneye karşı yürüyenden, yürüyen koşarak gidenden daha hayırlıdır. Kim bu fitnelere karışırsa, fitne onu yere çarpar. İçine düşerse, fitnenin kahrına uğrayıp yere düşer. Kim ondan kurtuluş  ve sığınabilecek bir yer bulursa, oraya sığınsın.” (Buhari Fiten: 9) hadisini rehber edindiler.

Bahsi geçen hakikatler muvacehesinde, ortalığın toza dumana karıştığı ve doğrularla yanlışların, haklılık ile haksızlıkların içi içe geçtiği zamanlarda da, Nur Talebeleri daima Risale-i Nur’da tespit edilen hak ve doğruların yanında olmayı tercih etmeye devam ediyorlar, elhamdülillah.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)