Milletin bağrından çıkan ve onun bir parçası olan Türk Ordusu, bütün kurumlar içerisinde milletin göz bebeğidir. Hiç bir vatandaşımız bu güzide kuruma kem gözle bakmaz ve o gözle bakanı affetmez. Onun haysiyet ve şerefini her vesileyle korumayı vicdani bir vazife sayar. Onu, Peygamber ocağı olarak görür.
Bin yıllık mazisi İslâm dinine hizmetle geçen ve onunla et ve tırnak gibi kaynaşmış olan necip bir milletin ordusunun, dine karşı rakibâne bir tavır alması düşünülemez. Bunu ne akıl, ne mantık ve ne de tarihi gerçekler kabul edemez.
Ancak, cumhuriyet dönemi bir kısım paşaların, Avrupa gibi bir hayat tarzının meydana getirilmesi için yanlış kıyaslamalar sonucu dine ve dindarlara karşı uyguladıkları amansız mücadele ve baskı dönemleri, sonra gelen bir kısım paşalara çok kötü bir örnek olmuştur. Her on senede bir nükseden gerilim ortamlarında, irtica bahanesiyle dine ve dindarlara karşı uygulanan olumsuz ve sert tavırlar, devlet ve millet kaynaşmasına darbe vurmuş ve devletin bu güzide kurumu olan orduya karşı kırgınlıklara sebep olmuştur. Özellikle orduya mensup bazı şahısların dini incitici beyanlarıyla, ordunun şahs-ı manevisi yara almıştır. Halbuki, suçun şahsiliği prensibi, hukukun en temel kuralıdır. Hatanın işleyene münhasır kılınması ve böyle yanlış yapanların hatası tashih edilerek, ordunun haysiyet ve şerefi muhafaza edilmelidir.
“Bu orduda bir şahs-ı manevi var. Ya bir ferttir veya bir cemaattir. Ya haydır veya diridir. Fakat o, benimle dosttur.” diyen Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri gibi, bizler de bu dostluğun devamından yanayız.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

