Sevgili Peygamberimiz (asm) insanlar içinde en çok haya duygusuna sahip bir zattı. Ondaki haya başkalarını da etkisi altına alırdı.

Bediüzzaman Hazretlerinin Mektûbat eserinde anlattığına göre, Medineli hayasız bir kadın yemek yenilirken, Resülullah’tan (asm) bir lokma istemiş, vermiş. “Hayır, ağzındaki lokmayı istiyorum.” demiş, onu da vermiş. Ondan sonra o hayasız kadın, Medineli kadınlar içinde en hayalı kadın olmuş.

Âhirzamanın hayat şartları içinde ar damarı çatlamış, haya duygusu tahrip olmuş insanların arasında, haya duygusuna sahip gerçek müminlere çok ihtiyacımız var. İşte, Risale-i Nur tahkiki iman şuuruna erdirdiği talebelerine, bir müminde olması gereken ve Cenab-ı Hakkın övdüğü bütün güzel sıfat ve ahlâkları kazandırdığı gibi, mümtaz bir vasıf olan haya duygusunu da kazandırır. O duygu sayesinde küçük büyük bütün günahlardan sakınmak mümkün olduğu gibi, insanlar arasında da, takdir edilen bir kişilik elde edilir.

Haya duygusu “Eline vur, elinden ekmeğini al.” pasifliğine sebep olmadığı gibi, kazanılmış hakları almaya da mâni değildir. Bu münasebetle, haya duygusundan nasipsiz insanların çoğunlukta olduğu bir cemiyette, Cenab-ı Hakkın bizleri haya duygusuyla güzelleştirmesini niyaz ediyoruz.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)