(Dünden devam)

Hüsn- ü zan etmenin toplum hayatında ne kadar önemli olduğunu gösteren, Mustafa Acet Ağabeyden dinlediğimiz bir hatıra buna güzel bir örnektir. Bediüzzaman Hazretleri Afyon ili Emirdağ ilçesinde ikamet ettiği sıralarda, çevre köylerden birisinde imamlık yapan bir hocaya, Mustafa Ağabey Bediüzzaman lehinde konuşma yapar. Hoca da, her ne hikmetse Bediüzzaman aleyhinde ileri geri konuşur.

Aralarında geçen bu tartışmayı üstadına anlattığı zaman, Bediüzzaman Hazretleri çok kızar ve “O büyük bir âlimdir. O benim din kardeşimdir. O benim aleyhimde konuşmaz. Sen onunla benim aramı açmaya mı çalışıyorsun?” diye bir hayli azarlar. Mustafa Acet Ağabey, o hoca ile tekrar görüştüklerinde, Bediüzzaman’ın o hoca hakkında söylediklerini ona söyler. Bahsi geçen hoca “Bediüzzaman benim hakkımda bunları mı söyledi? O gerçekten büyük bir insanmış. Ben onun büyüklüğünü şimdi daha iyi anlıyorum.” diye bu sefer lehinde konuşmalar yapmış. Bediüzzaman Hazretlerinin o hoca hakkında hüsn-ü zan beslemesi, hocayı bu noktaya getirmiş.

Evet, her şeyin aşırısı iyi olmadığı gibi, hüsn- ü zanda da dengeli olmak şarttır. Aşırı hüsn-ü zan saflıktır ve aldatılmaya müsait bir zemindir. Onun için “İtimat kontrole, kontrol de itimada mani değildir.” denilmiştir. Bu zamanda öyle cereyanlar var ki, gözümüzü dört açmak bile bazen yeterli olmamaktadır. İnsanları ayak üstü aldatan nice insanlar türemiştir. Aşırı iltifat, güzel sözler ve kırk türlü hile ve yalanlarla saf insanlar kandırılabilmektedir.

Evet, Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi “İnsan hüsn-ü zanna memurdur. İnsan herkesi kendisinden üstün bilmelidir. Kendisinde bulunan sû-i ahlâkı, sû-i zan sâikasıyla başkalara teşmil etmesin ve başkaların bazı harekâtını, hikmetini bilmediğinden takbih etmesin. Binaenaleyh, eslâf-ı izamın (geçmiş İslâm büyüklerinin) hikmetini bilmediğimiz bazı hallerini beğenmemek sû-i zandır. Sû-i zan ise, maddi ve manevi içtimaiyatı (toplum hayatını) zedeler.” (Mesnevi-i Nuriye s. 58)

Bütün bu izahlarla birlikte, delil ve akıbet  çok önemlidir. Zira, ortaya konulan deliller sağlamsa ve hangi alanla ilgili olup fitneye ve yıkıma sebep olunuyorsa ve ciddi anlamda tesanüdün bozulmasını netice veriyorsa, o zaman sû-i zan olmaktan çıkar. Bu durumda yapılacak olan şey, alınması gereken tedbirlerle tahribat ve yıkımı önlemek ve fitneye sebep olanları ifşa etmektir.

Cenab-ı Haktan duamız ve niyazımız, bizleri hüsn- ü zan dairesinde muhafaza edip sû-i zandan uzak tutması ve her türlü tahribat ve bozgunculuk karşısında dikkatli ve uyanık olmamızı sağlamasıdır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)